Vizyonumuz

"İnsanoğlu! Ben o kadar inanıyorum ki, isbat denilen her şeyi hakir görüyor ve kaybediyorum.
İnsanoğlu! İsbatımız yok, yalnız imanımız var. Allah'a inanıyorsan gel!"

[Aynadaki Yalan/Necip Fazıl Kısakürek]

24 Eylül 2012 Pazartesi

Bir Şiir Denemesi..



ben şiir okurken genelde öksürürüm
bağcıkları çözsem ayaklarıma
kara sular iner
hele bir terlik giysem değmeyin
kafiyeme
ben aliterasyon yapıyorum bazen
babam aferin oğluma diyor
ben babamı en çok eve elma
alınca seviyorum
satır sonlarına koyuyorum onları
[hayır babamları değil, elmaları]
kırmızı cinaslarım oluyor
bizim mahallede herkes
ferdayı seviyor
muratı berbere vermiş babası
ferdayı en çok seven o
beni terlikle görünce gülüyor
ferda
gülüyor *
geliyor
kalıyor
duyuyor

redifleri saymazsak
kafiye mafiye yok



*Bu kısımdan sonraki dizeler Ah Muhsin Ünlü'nün Opus mang mu provaları-1 şiirine nazireten yazılmıştır.

22 Eylül 2012 Cumartesi

...içinden 4


-Bir soru sorabilir miyim?
-Tabi ki...
-Neden dövüşmek istiyorsun?
-Çünkü dans edemiyorum.

[ Talia Shire-Slyvester Stallone / Rocky Balboa ]

12 Eylül 2012 Çarşamba

Bir Şiir Denemesi..



biz ferda ismini çok seviyoruz
bütün insanlara ferda diye sesleniyoruz
hatta
adamlara deyince ayıp oluyor
en çok yeşil gözlülere ferda diyoruz
onlar da bize gülümsüyorlar
karşıdan karşıya geçiyoruz
ferdalar karşımızdan karşıya geçiyor
biz ferdalarla karşı-laşıyoruz
topuklu ferda, bastonlu ferda, şemsiyeli
ferda
dişçi ferda, emekli ferda, anarşist
ferda
naneli sakızını tükürüyor ferda
biz üzerine basıyoruz
sigarasını yere atıyor ferda
biz üzerine basıyoruz
su birikintisinden atlıyor ferda
malum
biz onun da üzerine basıyoruz
siyah gözlük takınca tanımıyor bizi
ferda
oysa biz onu
eylülde bile
tanıyoruz

Bir Öykü Denemesi..



-Ferda olacak. Kızın adı Ferda olacak anlıyor musun? Fatma öyle istiyor madem...
Bir çocuğa, yeni doğmuş bir bebeğe isim koymak gibi bir şey bu.

''Ben ezan okumayı bilmem.'' dedi soldaki genç.

Orada bir tek genç vardı zaten.

''Kolay'' dedi ''tekbir getir önce.''

Defterin orta yerini açmış bunları yazıyordu kızıl kalemle. Kızıl kalemle, kızıl kalemle, kızıl kalemle...

Yeni yetme bir türkücü Mektebin Bacalarını söylüyordu.

''Kirpiğin kaşına da değdiği zaman...''

İçeriye bir kız girdi falan...
Zaten bütün kızlar içeriye girmez mi öykünün bir yerinde?

-Ferda olsun mu senin adın?
-Yazel* olsa olmaz mı?
-Kaç satır sonra gideceksin?

Birbirlerinin yüzlerine baktılar uzun uzun.

-Beş...
-O zaman doldururum ben de satırın her yerini. Boş yer bırakmam hiç. Ne kadar çok kalırsan o kadar çok severim seni. Gitme, gidince çayın soğuyor. Kapı cereyan yapıyor, boşver gitme. Kapıcı gelecek, çöpü soracak. Çöpü vereyim gitsin, sen gitme. Sen modayı sevmezsin, gitmek moda, gitme. Radyonun sesini açarım, mürekkep biter kalemi değiştiririm, kahveyi sade seversin, ben de severim söz..
Ama gitme.. Gidersen.. Eylüle dönerim..

*Yazel: Sıcak rüzgar'mış.

8 Eylül 2012 Cumartesi

...içinden 3


Yaşamak dediğin üç beş kısa mutlu andan ibaret..

[Sezen Aksu / Yanmışım Sönmüşüm Ben]

...içinden 2



-Bir gün bütün bunlar sona erecek. O zaman birer içki içeriz diyecektim..

[Liam Neeson / Schindler's List]