Vizyonumuz

"İnsanoğlu! Ben o kadar inanıyorum ki, isbat denilen her şeyi hakir görüyor ve kaybediyorum.
İnsanoğlu! İsbatımız yok, yalnız imanımız var. Allah'a inanıyorsan gel!"

[Aynadaki Yalan/Necip Fazıl Kısakürek]
Zehra etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Zehra etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Mayıs 2014 Çarşamba

Zehra'yı gördün mü?



Merhaba.
Ben İbrahim.
Ankara'da yağmur iyi prim yaptı bu bahar.
Annem, su birikintisinin dışında oynamak, içinde oynamaktan zevklidir, diyor.
Annem oynamayı bilmiyor bence.

Zehra'yı da bulamadım. 
Yaz geldi.
Mayıs da geldi.
Hatta yağmur bile geldi.
Zehra gelmedi. 
Zehra gelmeyi bilmiyor bence.

3 Aralık 2013 Salı

-yor'lu geçmiş zaman

- İnsanın içinden otobüsler kalkar mı Zehra? İçimden, içinde olmadığım otobüsler kalkıyor..
- ...
- İnsanın herkesi gider mi Zehra?
-...
- Hiç kimse gelmeyecekler mi?

13 Ağustos 2013 Salı

Zehra'yı gördün mü?


Ben İbrahim. Simetri ve az biraz akıl hastasıyım. Sigara aromalı çay üzerinde çalışıyorum. Zehra'yı kaybettim. Tarihin ilki olan, şeytanın itibarını kaybetmesinin ardından binlerce yıldır herkes bir şeylerini kaybediyor. Ben her şeyimi kaybettim. Belediye anons yaptı. ''Bulanların insanlık namına...'' dediler. HÜKÜMSÜZDÜR! yazdılar. Para ödülü mü koyalım? Getireni ihya ederiz mi diyelim? Kimse bilmiyor mu yerini? Zehra'yı görmediniz mi?

20 Ocak 2013 Pazar

Zehra'yı gördün mü?



İbrahim, yani ben.. Ne kadar çok insan var.. "Ne kadar çok insan var" diye düşünen ve düşünmeyen..

İbrahim benim adım. Bana deli diyorlar. Annem boşver sen insanları diyor. Annemi dinlersem annemi de boşvermek zorundayım. 
Deli miyim ben? "Nerem deli benim? Paçalarıma sıçramasın diye demirin oluklu yerine işemiyor muyum?"*

Zehra'yı kaybettim. Zehra olmayınca bütün insanlar, bütün varlıklar yalnızmış gibi geliyor. Dişçiler çok yalnız. Korsan CDciler çok yalnız. Kardan adamlar, bahçe hortumları, elektrik trafoları çok yalnız...
Herakleitos.. Yalnız.. "Yalnız olmayan tek şey yalnızlığın kendisidir."

Zehra... Kaybettim... Gördünüz mü?

*Yusuf Atılgan / Aylak Adam

Öyküler ve Kahramanları..



...
Son bir bahaneye sarıldı dudakları. Söyleyebileceği son bir nedene:
- Gidemezsin, çünkü sen, benim hayallerimde yarattığım bir öykü kahramanısın. Ben kağıda ayrılık yazmadıkça..
Sustu. Denizde balıklar, gökte yıldızlar sustu..
Yalnızca gülümsedi Zehra. Ufacık, basit ama ağır bir gülümseme. Bir cümle, gözlerinden dudaklarına döküldü yalnız..
- Sen öyle san!..
...
Kalemi kağıtların arasına bırakıp, arkasına yaslandı. 
Öykü burada bitiyordu fakat eksik bir şeyler var gibiydi. Kalemi son kez eline alıp, yazdığı bütün yazılara yaptığı gibi, sayfanın bir köşesine adını yazdı, ışığı söndürdü..
"Zehra"

10 Ocak 2013 Perşembe

Zehra'yı gördün mü?



İbrahim benim adım. Dışarısı "dışarısı soğuk" denildiğinde tahmin edilenden daha soğuk. Zehra'yı kaybettim.

Elim cebimde olduğu zaman kendimi daha güvende hissediyorum. İyi ki pantolonların cepleri var.

Kış geldi mi biz hep böyle yaparız. Yazı hayal ederiz. Yazın da, yazı hayal ettiğimiz zamanları hayal ederiz. Hayal kurmadan yaşanmıyor. 

Ben İbrahim. Zehra'yı kaybettim. O da benim üşüdüğümü üşüyüp, benim gibi tutmadan içiyordur sigarasını şimdi. 
"Defterine bak. Ben orada olurum." demişti giderken. Altını üstüne getirdim defterimin. 

Zehra böyledir işte. Bazen yalan söyler. Yalanlarından tanırsınız onu. Oralarda mı? Zehra'yı gördünüz mü?

25 Aralık 2012 Salı

Zehra'yı gördün mü?



İbrahim benim adım. Perşembe günleri mavi atkımı takıyorum. Zehra'yı kaybettim.
Önceleri gelecek sandım ama gelmedi.
O benim en iyi arkadaşım. Utandığı zaman burnunun ucu kızarıyor.

İbrahim ben. Parmağımı elma soyarken kestim. Ben genelde elma soyarım. Ayıp der annem. Elmayı soyarak yemenin neresi ayıp?

Zehra'yı kaybettim. Bana en çok elmayı o alırdı. O en çok elmayı bana alırdı. Elmayı o bana en çok alırdı. El onyu ene ban çolurdu.
pardon. Zehra'yı gördünüz mü?

-yor'lu geçmiş zaman

-Trenin sesi...
-Zehra, yorulduğumu hissediyorum bazen biliyor musun?
-Kaybetmelerden mi?
-Kaybolmalardan...

14 Aralık 2012 Cuma

Zehra'yı gördün mü?



Ben İbrahim. Bu da benim tükenmez kalemim. Ona Kalem Bey diyorum. Gülüyor. Bütün dertlerimi ona anlatıyorum. İnsanlarla konuşamıyorum çünkü onlar beni deli zannediyor. 
Zehra'yı kaybettim. Kalem Beyle -bakın yine güldü- çok aradık Zehra'yı. Bizim sokağın başındaki elma ağacına bile sorduk hatta. Görmemiş. ''Ama haberim olursa mutlaka ararım'' dedi. Güldük.
Birisi bizimle dalga geçerse biz mutlaka güleriz. 
''Deli misiniz siz?'' dedi elma ağacı, ''ağaçlar konuşur mu hiç?''
Şaşırdık. Birisi bize deli derse biz mutlaka şaşırırız. 
Nerden çıkarırlar böyle şeyleri ki?

Bir Öyküden..



- Şşşt! Özür dileme. Her özür, ardında onlarca özürle beraber gelir. Bir kere özür diledin mi, haklı olduğun yerde bile özür dilemek ihtiyacı duyarsın.

30 Kasım 2012 Cuma

-yor'lu geçmiş zaman

- Hava kapalı. Yağmur yağacak gibi..
- Şu büyük bulutu görüyor musun, gemiye benzeyen hani. Saatleridir dönüp duruyor tepemizde.
- Bulutların, gökyüzünden başka gidecek yeri mi var Zehra?

24 Kasım 2012 Cumartesi

Zehra'yı gördün mü?



İbrahim ben.. Gece, üşüyen yıldızları içeri almakla görevliyim. Bunu sadece ben yapabilirmişim. Annem öyle diyor..

"Anne, yorulduğum zaman bana yardım eder misin?" diyorum, "çocuklar yorulmaz" diyor. Çocuk olduğuma mı üzüleyim, yoksa yorulmaz olduğuma mı sevineyim bilmiyorum..

Ben İbrahim.. Zehra'yı kaybettim. Onu en son gördüğümde terliklerini çıkarıyordu. Benim terliklerim yok. Zehra da yok.. 

- Anne terliklerimi gördün mü?
- Senin terliklerin yok ki.
- Zehrayı?

Annem, "Zehra hiç olmadı" diyor. Zehra'yı kaybetmediğime mi sevineyim, yoksa hiç bulamadığıma mı üzüleyim bilmiyorum..

10 Kasım 2012 Cumartesi

Diğerleri..



Zehra yok. Zehra ışığı açsın. Zehra çayımı karıştırsın. Zehra el kaldırsın. Zehra selam versin. Zehra ıslık çalsın. Zehra gözlerini kapatsın. Zehra aklından bir sayı tutsun. Zehra tuttuğu sayıyı denize atsın.

Zehra yok. Zehra gelsin. Zehra kapıyı çalsın. Zehra "kim o?" desin. Zehra kapıyı açsın. Zehra hoşgelsin. Zehra hoşbulsun. Zehra içeriye buyursun.

Zehra yok. Zehra olsun. Zehra deniz olsun. Zehra sayı olsun. Zehra çay kaşığı olsun. Zehra kapı zili olsun. Zehra haziran olsun. Zehra perşembe olsun.

Zehra yok. Zehra olsun.
Yok.. Olsun..

...

- Kapıyı çaldım ama açan olmadı. Nasılsın?
- İyidir Zehra. Senden?
- Kaç gündür yoktum.
- Olsun..

4 Kasım 2012 Pazar

Zehra'ya Dair..



bir kadeh zehra doldur ibrahim
dilimiz damağımız ıslansın
herkes kafayı bulsun
ben zehrayı bulayım

in cin top oynuyor ibrahim
3 gol atana 1 gol bedava veriyorlar
ıslandın mı düşüyorsun ibrahim
düştün mü üşüyorsun
boşları topla dolulardan koy
bir daha açılmayacak yaz cama

tadımız tuzumuz kalmadı
kaldırıver de gidelim ibrahim
bell(k)i zehra da gelmeyecek
benim yalnızlığım herkese yeter
herkes sen ol
herkese benden çay koy ibrahim

22 Ekim 2012 Pazartesi

-tayız..



ben zaten bir türkan şoray'ı severim canhıraş, bir de sigara içerken sadri alışık'ı..
iki beden büyük efkarı biri bok var gibi cebimizde taşımaktayız..

bütün harfler yalnızlık kelimesinin bir elemanı. bütün şarkılar maziden gönlümüze kalkan trenin yolcusu. çaylar soğur, nakaratlar unutulur. bütün anahtarlar hep kapının ağzında kaybolur.
ya yanlış yaşıyoruz sevdamızı, ya da kendimizi bir sevda yaşadığımıza inandırmaktayız..

ağzı bozuk bir oğlan, bakkal çırağı. sakız kabuklarında yengeç burcu kızlar. aldığımız bütün biletler geç kalınmış bir otobüse yönelik. dünyaya kaçak binmiş bir yolcu gibiyiz. o koltuktan diğerine savrulmaktayız..

sular mı kesildi yoksa şekerimiz mi yok? kafayı mumla arasa gene de bulamayız. radyonun sesini kıs zehra, halının kırışığını düzelt. bir deniz kenarı, martılar gene beyaz. sen yolcu ol, gemiler gitsin, ben liman olayım.
gün bitmekte, mavi uyumakta, akşamdan sabaha varılmaktayız..

25 Ağustos 2012 Cumartesi

Bir Öykü Denemesi..



"Yüzüme bakmıyorsun. Ne oldu? Fakir kızın rüyası bitti mi?"
Türkan Şoray / Ateş Parçası

"İnsanca yaşamaya, dostluğa, sevgiye ihtiyacım var. Ne olur yardım edin bana!"
Kartal Tibet / Ateş Parçası


-Çiçekler bana mı? 
diye sordu. Cevap vermesem de olurmuş gibi...
-Cevap vermesem olur mu? 
diye sordum. Cevap vermese de olurdu.

Sinema gişesinin önünde, üç beş gençle birlikte üşüyorduk. Türkan Şoray'la buluşacaktık birazdan içeride. Yanında Kartal Tibet de olacaktı. 

-Keşke matine alsaydım bileti. Gündüz bu kadar soğuk değildi.

Zehra, yanımda çığlık çığlığa susuyordu. Sağ koluma girmiş sol kolunu çekip saatine baktı. Bana gösterdi. Ben de baktım. 
Filmin başlamasına 4 gün vardı. Ama biz o filme gelmeyecektik. Hatta bugünden sonra bir daha hiç sinemaya gitmeyecektik. 

-Geçelim mi artık içeriye?
-Biz üşüdük diye filmi erken başlatırlar mı dersin?
-Hayır ama film başlamasa da kaloriferler yanıyordur.

Zehra bir adım attı içeriye. Sonra bir tane daha... Gençleri yalnız bırakıyorduk. 
...
-Bu kadın çok güzel farkında mısın?
-Sarışın olan mı?
-Hayır, Türkan Şoray'ı diyorum.

1 Ağustos 2012 Çarşamba

-yor'lu geçmiş zaman

-Bütün oyunlar bir şeyler için ve bir şeylere rağmen değil midir Zehra?
-Evet, kazanmak ve karşılığında bir şeyler kaybetmek...
-Nereye gidiyorsun?
-Çok yoruldum..

18 Temmuz 2012 Çarşamba

Senden geriye..




Her şey o kadar ters gidiyordu ki, artık kaybedecek hiçbir şeyimiz kalmamış da veresiye yaşıyormuşuz gibi hissediyorduk.
Tam 4 gün oldu Zehra gideli. 4 koca gün... 4 uzun 24 saat..
...
-Gidiyor musun?
-Evet...
-Gitme... Gideceğin yerleri buraya getireyim. Ya da beni de al yanına. Beraber gidelim nereye gideceksen.
...
Uzun uzun baktım arkasından. Tren karanlığın içine girene kadar baktım. Boşlukta, önce çizgi sonra nokta oldu. Kaybolup gitti sonra. Sanki hiç olmamış, sanki bir daha hiç olmayacakmış gibi söndü.. Kimi götürdü yanında, geride kaç kişi kaldı bilmiyorum.
Ama Zehra, hiç olmadığı kadar yoktu artık yanımda..
...
-Kaçta trenin?
-3.45 te
-3.45 i hiç unutmayacağım biliyorsun değil mi? Her gece tam o vakitte tüm dünyayı uğurlayacağım peşin sıra. Tâ ki, kendimden başka uğurlayacak bir şeyim kalmayana kadar.
...
Mavi bir bavul... İçinde benim olan hiçbir şey... Bütün şiirlerini ezbere bildiği bir katabın içine karaladığım, iki kısa cümle belki...


Yıldızları topla Zehra.. Uyanacağız..

Birkaç hoyrat fotoğraf.. Bir ıslık, o şarkının hatırlayabildiğim kadarından..


iklim değişir, Akdeniz olur.. gülümse..
...
-Kitaplarını aldın mı?
-Birini..
-Geriye kalanlar ne olacak? Senden geriye kalanlar ne yapacak Zehra? Senden geriye ne yapacağız?

10 Temmuz 2012 Salı

Zehra'yı gördün mü?



Orta yaşlı bir hemşirenin şehvetli sesi duyuldu hoparlörden. Başhekim Mustafa beyi 402 numaralı odaya davet ediyordu.
Kim bilir ne vardı odada. Beyaz örtülü, karşılıklı oturanların birbirlerine seslerini  duyurabilmek için bağırmak zorunda kalacakları kadar uzun bir masa, tam ortada ışıl ışıl iki mum, köşede, Vivaldi konçertosunu hatırladığı kadarıyla çalmaya çalışan kemancı...
İbrahim ben...Deli değil, akıl hastası yazıyordu hastanenin duvarında. Bahçede düşünerek donup kalmış adam da Dante'ymiş galiba. Ben Zehra'yı kaybettim. Sordum kimse de görmemiş.
Bu sabah yeni bir hasta getirdiler yanımdaki yatağa. Kitap okuyor şimdi.
-Sonunda, adam ölüyor, o kitabın. Diğer sonunda da kadın ölüyor. İki kere bitmiş hikaye. Şu Tolstoy alem adam doğrusu.
-Deli misin birader?
-Deli değil, akıl hastası... Zehra'yı gördün mü?


''... Yevgeni Irtenyev o zamanlar akıl hastası idiyse, bütün insanlar akıl hastasıdır; ama en ağır akıl hastası olanlar; kendilerinde farkına varmadıkları akıl hastalığı belirtilerini başkalarında görmek isteyenlerdir...''
L. N. Tolstoy / ŞEYTAN

25 Mayıs 2012 Cuma

Diğerleri..

Siz hiç eski bir şiirde kendinizi buldunuz mu?



Kalabalık bir kitap gibi hayat.. Soluk soluğa çevrilişleri sayfaların..
Her şeyin satır satır başkalaşması..
Bir ayraç konur, nerde kalındıysa ordan başlanır..
Nerde kalındıysa..
Kalındıysa..
Nerde..

Siz hiç eski bir şiir oldunuz mu?

zamandır -bir gemi- mavilerde tükenir
ve 
gerisi hep aynı boşluk..

- Geçen günkü kitabı bitirdim..
- Zaman ne kadar çabuk geçiyor değil mi Zehra.?