Vizyonumuz

"İnsanoğlu! Ben o kadar inanıyorum ki, isbat denilen her şeyi hakir görüyor ve kaybediyorum.
İnsanoğlu! İsbatımız yok, yalnız imanımız var. Allah'a inanıyorsan gel!"

[Aynadaki Yalan/Necip Fazıl Kısakürek]

9 Şubat 2012 Perşembe

Diğerleri..




Karın sesi kaldırımlarda kesiliyor.. Karanlık bir şehrin esaretinde şarkı nakaratları, tenha banklar, yarım ıslıklar..
Yağmur suyuna hasret logar kapakları.. Üçüncü sınıf bar türkücüleri.. Birbirine girmiş şarap kokuları.. Sarhoş ayak sesleri..
Vaktinden önce yola koyulmuş ağır adımlar.. Gece yarısı kadınları.. Yarım bırakılmış sigaraların koca koca dumanları.. Kırık kadeh sesleri..
Herkes birbirinin aşığı bu mevsimin bu saatinde bu şehirde.. Herkes flû birbirine..
Gidişler, birilerini getiriyor birilerine..


Karın sesi kaldırımlarda kesiliyor.. Bulutların arkasında ay uyumuş.. Denizin ortasında mavi, dağların başında rüzgâr uyumuş.. Akrep yelkovan alt alta, feryat figân üst üste uyumuş..

"       ...
sen beyaz bir kadınsın
uzaktaki
gözlerin aklımdan çıkmıyor
sen beyaz bir kadınsın karanlıkları dinleyen
uzaktaki
sarmaşıkları duyuyor musun rüzgarda
yorgun başını üşümüş yastığına koyuyor musun
uyuyor musun"

(Attila İLHAN / Ben Sana Mecburum - Sf. 86)

7 Şubat 2012 Salı

İki Yüz Yılın Hikâyesi..



Charles John Huffam Dickens..

'Boz' olarak başlayan ve bugün 200 yılı bulan bir hayatın hikayesi..
58 yıl süren, 2 asırlık bir hayatın hikayesi..
Oliver Twist'in, David Copperfield'ın, Zor Yıllar'ın hikayesi.. 'İki Şehrin' Hikayesi..

''Ömrünüzdeki sayılı günlerden bir tekini yaşanmamış sayalım. Kaderinizin akışı kim bilir ne kadar farklı olurdu. Bu satırları okurken bir an durun, yaşamanızı saran o uzun zinciri düşünün. İster demirden olsun, ister altından, ister dikenden olsun. O sayılı günlerden birini yaşamayıp da ilk halkası meydana gelmeseydi, bu zincir belki de hiç örülmezdi..''


Portsmouth'dan Gadshill'e uzanan bir serüvende hiç durmadı O. Hep yazdı. 1837 de Oliver Twist'le, 1839 da Nicholas Nickleby ile, 1850 de David Copperfield'la ve 1860 de Büyük Umutlarla tanıştı..

9 Haziran 1870 de ise.. O'nunla..

Hiç gitmemiş gibi.. Bir kitapçı ya da bir kütüphane rafında.. Ansızın..


Charles Dickens.. İki Yüz yaşında..






3 Şubat 2012 Cuma

...üzerine 2



Kediler Güzel Uyanır..

Daha en başından, kapağını bile açmadan, isminde yakalıyor sizi sıcaklık.. Kitapçı rafında dakikalarca takılıp kaldığınız kitap, bu.. Adından anlıyorsunuz sizi bir şeylerin beklediğini.. Ancak Yekta Kopan bu.. Siz onun misafirisiniz.. Ve O size umduğunuzdan fazlasını sunuyor..

Elinizden tutuyor Yekta Kopan.. Aradığınız fakat bir türlü bulamadığınız limanlara götürüyor sizi.. Onun ikliminde, Onun güneşinde, Onun sıcağında geziyorsunuz hayal şehirleri..

''Bir de Baktım Yoksun'' kitabının ödüllü ve o, bilindik sesli yazarından sizi beklemedik zamanda bulan bir öykü defteri daha..

''Beklenmedik bir anda, bir kitapla yaşadığın şaşırtıcı buluşma. Kütüphanede, rafta, çalışma masasında öylece durmakta, seni beklediğini bilmeden; zaten sen de farkında değilsin yaşanacakların.
Karşılaşıyorsunuz. O senden daha cesur, sınırları yok. Sonrası kendiliğinden geliyor. Mutlusunuz. Hepsi bu.''


Öyküler. Kısa öyküler. Çok kısa öyküler.


Yekta Kopan'ın misafirlerine sunduğu, sıcacık bir ziyafet..
Kediler Güzel Uyanır.. 




1 Şubat 2012 Çarşamba

Lavinia..




Sana gitme demeyeceğim
Üşüyorsun ceketimi al
Günün en güzel saatleri bunlar
Yanımda kal

Sana gitme demeyeceğim
Gene de sen bilirsin
Yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim
İncinirsin

Sana gitme demeyeceğim
Ama gitme Lavinia
Adını gizleyeceğim
Sen de bilme Lavinia


Özdemir ASAF

Diğerleri..



Sokağa Girmek ve Çıkmak Yasaktır!

Sağ elini cebine soktu. Kibriti çıkardı. Kibriti yaktı. Sigarayı yaktı. Kibriti söndürdü. Sigarayı harladı. Rutin nefeslerle taze dumanı ciğerine doldurdu. Bitince kendiliğinden söndü sigarası. ''Eylülde sigaralar çabuk biter.'' dedi.
Sokağın ortasında birkaç adım daha atıp sağına soluna baktı. En son sola, ondan önce de sağa döndüğünü hatırlıyordu. Ama, hangi ucundan girmişti sokağa? Kimse de geçmiyordu ki sorsundu. ''Eylülde sokaklar tenha olur.'' dedi. Cebinden bir tekleme çıkarıp havaya attı. Filtreli tarafı nereyi gösterirse oraya gidecekti. Sigara havada allak bullak dönüp yere çakıldı. Durduğu taraftan sağa doğru gidecekti. Sigarası onu söylüyordu. ''Eylülde sigaralar da konuşur.'' dedi.

İçeriden onu izliyordum. Kalktım. Takvimden 13 Eylül 1980 yaprağını kopardım. Sigara yaktım..