Vizyonumuz

"İnsanoğlu! Ben o kadar inanıyorum ki, isbat denilen her şeyi hakir görüyor ve kaybediyorum.
İnsanoğlu! İsbatımız yok, yalnız imanımız var. Allah'a inanıyorsan gel!"

[Aynadaki Yalan/Necip Fazıl Kısakürek]

28 Temmuz 2012 Cumartesi

18 Temmuz 2012 Çarşamba

Yalın Düşler Bulvarı..


Garip bir oyundur hayat..
Herkesin kaybedeceğini bile bile oynadığı..
Kazandım sanmalardan oluşan..
Herkesin bir yerlerden bir yerlere gittiği..
Herkesin terkettiği birilerini..

Kazandım zannedilenlerin teker teker kaybedildiği..

sisler bulvarı'nda seni kaybettim
sokak lambaları öksürüyordu
yukarıda bulutlar yürüyordu
terkedilmiş bir çocuk gibiydim

Kaybetmeler.. bir şehirde.. bir savaşta.. ya da bir bulvarda..
ama hep bir zaferin getirdiği..

Senden geriye..




Her şey o kadar ters gidiyordu ki, artık kaybedecek hiçbir şeyimiz kalmamış da veresiye yaşıyormuşuz gibi hissediyorduk.
Tam 4 gün oldu Zehra gideli. 4 koca gün... 4 uzun 24 saat..
...
-Gidiyor musun?
-Evet...
-Gitme... Gideceğin yerleri buraya getireyim. Ya da beni de al yanına. Beraber gidelim nereye gideceksen.
...
Uzun uzun baktım arkasından. Tren karanlığın içine girene kadar baktım. Boşlukta, önce çizgi sonra nokta oldu. Kaybolup gitti sonra. Sanki hiç olmamış, sanki bir daha hiç olmayacakmış gibi söndü.. Kimi götürdü yanında, geride kaç kişi kaldı bilmiyorum.
Ama Zehra, hiç olmadığı kadar yoktu artık yanımda..
...
-Kaçta trenin?
-3.45 te
-3.45 i hiç unutmayacağım biliyorsun değil mi? Her gece tam o vakitte tüm dünyayı uğurlayacağım peşin sıra. Tâ ki, kendimden başka uğurlayacak bir şeyim kalmayana kadar.
...
Mavi bir bavul... İçinde benim olan hiçbir şey... Bütün şiirlerini ezbere bildiği bir katabın içine karaladığım, iki kısa cümle belki...


Yıldızları topla Zehra.. Uyanacağız..

Birkaç hoyrat fotoğraf.. Bir ıslık, o şarkının hatırlayabildiğim kadarından..


iklim değişir, Akdeniz olur.. gülümse..
...
-Kitaplarını aldın mı?
-Birini..
-Geriye kalanlar ne olacak? Senden geriye kalanlar ne yapacak Zehra? Senden geriye ne yapacağız?

13 Temmuz 2012 Cuma

Ay Karanlık..



Maviye
Maviye çalar gözlerin
Yangın mavisine
Rüzgarda asi
Körsem
Senden gayrısına yoksam
Bozuksam
Can benim, düş benim
Ellere nesi?
Hadi gel
Ay karanlık...

İtten aç
Yılandan çıplak
Vurgun ve bela
Gelip durmuşsam kapına
Var mı ki doymazlığım?
İlle de ille
Sevmelerim
Sevmelerim gibisi?
Oturmuş yazıcılar
Fermanım yazar
N'olur gel
Ay karanlık...

Dört yanım puşt zulası
Dost yüzlü
Dost gülücüklü
Cıgaramdan yanar
Alnım öperler
Suskun, hayın, çıyansı
Dört yanım puşt zulası
Dönerim dönerim çıkmaz
En leylim gecede ölesim tutmuş
Etme gel
Ay karanlık...

Ahmed ARİF



10 Temmuz 2012 Salı

Zehra'yı gördün mü?



Orta yaşlı bir hemşirenin şehvetli sesi duyuldu hoparlörden. Başhekim Mustafa beyi 402 numaralı odaya davet ediyordu.
Kim bilir ne vardı odada. Beyaz örtülü, karşılıklı oturanların birbirlerine seslerini  duyurabilmek için bağırmak zorunda kalacakları kadar uzun bir masa, tam ortada ışıl ışıl iki mum, köşede, Vivaldi konçertosunu hatırladığı kadarıyla çalmaya çalışan kemancı...
İbrahim ben...Deli değil, akıl hastası yazıyordu hastanenin duvarında. Bahçede düşünerek donup kalmış adam da Dante'ymiş galiba. Ben Zehra'yı kaybettim. Sordum kimse de görmemiş.
Bu sabah yeni bir hasta getirdiler yanımdaki yatağa. Kitap okuyor şimdi.
-Sonunda, adam ölüyor, o kitabın. Diğer sonunda da kadın ölüyor. İki kere bitmiş hikaye. Şu Tolstoy alem adam doğrusu.
-Deli misin birader?
-Deli değil, akıl hastası... Zehra'yı gördün mü?


''... Yevgeni Irtenyev o zamanlar akıl hastası idiyse, bütün insanlar akıl hastasıdır; ama en ağır akıl hastası olanlar; kendilerinde farkına varmadıkları akıl hastalığı belirtilerini başkalarında görmek isteyenlerdir...''
L. N. Tolstoy / ŞEYTAN

6 Temmuz 2012 Cuma

...içinden 1



...
Hep o hikaye yüzünden. Ama ne önemi vardı artık? Herkesin öyle bir hikayesi yok muydu? Başlayıp da bitiremediği. Çünkü kimsenin dinlemediği... İçine atmak, diye bir şey varken, anlatmaya ne gerek vardı?
...

Hakan GÜNDAY / AZ  

1 Temmuz 2012 Pazar

Oyun..



bir, iki, üç, dört, beş, altı...

hadi gidin, saklanın, kaybolun, yok olun..
çünkü oyunun kuralı budur..

Gitmek ve Kalmak üzerine..



bir yol ayrımı sürükleyen bizi kendine..
bir şiirin diğerine benzeşmesi..
yalnızlığa, ayrılığa, korkuya bırakması her şeyin yerini..




''Sana gitme demeyeceğim'' i Özdemir Asaf'ın..

''beni koyup koyup gitme ne olursun'' diyesi Attila İlhan'ın..

ve giderse bir şeyler bir yerlerden..
sen gidersen mesela..

''Sen gidersen her şey gider
Sesin gider, sesim düşer
Sen gidersen ey sevgili
Ben biterim şiir biter...''