
Her şey o kadar ters gidiyordu ki, artık kaybedecek hiçbir şeyimiz kalmamış da veresiye yaşıyormuşuz gibi hissediyorduk.
Tam 4 gün oldu Zehra gideli. 4 koca gün... 4 uzun 24 saat..
...
-Gidiyor musun?
-Evet...
-Gitme... Gideceğin yerleri buraya getireyim. Ya da beni de al yanına. Beraber gidelim nereye gideceksen.
...
Uzun uzun baktım arkasından. Tren karanlığın içine girene kadar baktım. Boşlukta, önce çizgi sonra nokta oldu. Kaybolup gitti sonra. Sanki hiç olmamış, sanki bir daha hiç olmayacakmış gibi söndü.. Kimi götürdü yanında, geride kaç kişi kaldı bilmiyorum.
Ama Zehra, hiç olmadığı kadar yoktu artık yanımda..
...
-Kaçta trenin?
-3.45 te
-3.45 i hiç unutmayacağım biliyorsun değil mi? Her gece tam o vakitte tüm dünyayı uğurlayacağım peşin sıra. Tâ ki, kendimden başka uğurlayacak bir şeyim kalmayana kadar.
...
Mavi bir bavul... İçinde benim olan hiçbir şey... Bütün şiirlerini ezbere bildiği bir katabın içine karaladığım, iki kısa cümle belki...
Yıldızları topla Zehra.. Uyanacağız..
Birkaç hoyrat fotoğraf.. Bir ıslık, o şarkının hatırlayabildiğim kadarından..
iklim değişir, Akdeniz olur.. gülümse..
...
-Kitaplarını aldın mı?
-Birini..
-Geriye kalanlar ne olacak? Senden geriye kalanlar ne yapacak Zehra? Senden geriye ne yapacağız?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.