Orta yaşlı bir hemşirenin şehvetli sesi duyuldu hoparlörden. Başhekim Mustafa beyi 402 numaralı odaya davet ediyordu.
Kim bilir ne vardı odada. Beyaz örtülü, karşılıklı oturanların birbirlerine seslerini duyurabilmek için bağırmak zorunda kalacakları kadar uzun bir masa, tam ortada ışıl ışıl iki mum, köşede, Vivaldi konçertosunu hatırladığı kadarıyla çalmaya çalışan kemancı...
İbrahim ben...Deli değil, akıl hastası yazıyordu hastanenin duvarında. Bahçede düşünerek donup kalmış adam da Dante'ymiş galiba. Ben Zehra'yı kaybettim. Sordum kimse de görmemiş.
Bu sabah yeni bir hasta getirdiler yanımdaki yatağa. Kitap okuyor şimdi.
-Sonunda, adam ölüyor, o kitabın. Diğer sonunda da kadın ölüyor. İki kere bitmiş hikaye. Şu Tolstoy alem adam doğrusu.
-Deli misin birader?
-Deli değil, akıl hastası... Zehra'yı gördün mü?
L. N. Tolstoy / ŞEYTAN

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.