Vizyonumuz

"İnsanoğlu! Ben o kadar inanıyorum ki, isbat denilen her şeyi hakir görüyor ve kaybediyorum.
İnsanoğlu! İsbatımız yok, yalnız imanımız var. Allah'a inanıyorsan gel!"

[Aynadaki Yalan/Necip Fazıl Kısakürek]

27 Ağustos 2012 Pazartesi

7. adımla nasıl berabersem



hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların
bir dakika bile çıkmıyorsun aklımdan
koşar gibi yürüyüşün
karanlıkta bir ışık gibi aydınlık gülüşün

hacet yok hatırlatması seni hatıraların
uzak uzak yıldızlarla çevrilmiş kâinatın
karanlık boşluklarında akıp giderken zaman

adımla nasıl berabersem öyle beraberiz
seninle her saat seninle her dakika seninle her saniye
gönlümüz mutluluğa inanmış olmanın gururuyla rahat
koltuğumuzun altında birer dinamit gibi kellemiz
ve sonra her zaman her ölümlüye
aynı şartlar altında kısmet olmayan
gerçekleri görmenin aydınlığı alınlarımızda

hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların
sen bana kalbim kadar elim kadar yakınsın

Attilâ İLHAN

25 Ağustos 2012 Cumartesi

Bir Öykü Denemesi..



"Yüzüme bakmıyorsun. Ne oldu? Fakir kızın rüyası bitti mi?"
Türkan Şoray / Ateş Parçası

"İnsanca yaşamaya, dostluğa, sevgiye ihtiyacım var. Ne olur yardım edin bana!"
Kartal Tibet / Ateş Parçası


-Çiçekler bana mı? 
diye sordu. Cevap vermesem de olurmuş gibi...
-Cevap vermesem olur mu? 
diye sordum. Cevap vermese de olurdu.

Sinema gişesinin önünde, üç beş gençle birlikte üşüyorduk. Türkan Şoray'la buluşacaktık birazdan içeride. Yanında Kartal Tibet de olacaktı. 

-Keşke matine alsaydım bileti. Gündüz bu kadar soğuk değildi.

Zehra, yanımda çığlık çığlığa susuyordu. Sağ koluma girmiş sol kolunu çekip saatine baktı. Bana gösterdi. Ben de baktım. 
Filmin başlamasına 4 gün vardı. Ama biz o filme gelmeyecektik. Hatta bugünden sonra bir daha hiç sinemaya gitmeyecektik. 

-Geçelim mi artık içeriye?
-Biz üşüdük diye filmi erken başlatırlar mı dersin?
-Hayır ama film başlamasa da kaloriferler yanıyordur.

Zehra bir adım attı içeriye. Sonra bir tane daha... Gençleri yalnız bırakıyorduk. 
...
-Bu kadın çok güzel farkında mısın?
-Sarışın olan mı?
-Hayır, Türkan Şoray'ı diyorum.

18 Ağustos 2012 Cumartesi

...üzerine 5

Bu İşte Bir Yalnızlık Var



Bazı kitaplar vardır hani.. Acaba içinde ne var diyerek açılan hediye kutuları gibi içinden asla ne çıkacağı bilinmeyen..
Hala okunmamış milyonlarca kitap var..
Asla okunmayacak binlerce kitap..
Okunan raflarca kitap var..
Bir kere.. Anlaşılmayacak bir şey yok..
Ama bu kitap bittiğinde, ikinci defaya başlıyor olarak buluyor insan kendini..

Müziğin, bir müzisyenin hayata tutunma çabalarının, bir erkeğin zayıf ve güçlü yanlarının, bir kadının terk edilme acısının, gizli kalmış aşkların, yarım kalmış bestelerin, hayallerin, mutluluk arayışlarının romanı bu. Ve elbette yalnızlığın...

Tuna Kiremitçi hepimizi bu yalnızlığa davet ediyor..


14 Ağustos 2012 Salı

Git-me..



-Gidiyormuş.
-Biliyorum. Hayat alacaklarını almış, O da gitsin.
-Birazdan Mehmet gelecek çantasını almaya.
-Hep ondan mı bahsedeceğiz?
-Bilmem, gözlerin ondan bahsetmemi istiyor gibi.

Uzun bir sessizlik ayrılığın çok yakın olduğunu hissettiriyordu herkese. Bu sessizliği bozdu, beklenen zil sesi.

-Hoşgeldin?
-Hoşbulduk.
-Mehmet gelecek diye biliyordum.
-Ben gelmek istedim.
-İçerde...

-Fuat!

Camdan dışarı bakarken arkasına dönüp gelen sese bakmak istemedi.

-Her şeyin geç kaldığını, sana geç kaldığımı biliyorum ama en azından vedalaşalım.

Fuat dönüp baktı.

-Gitmek zorunda mısın?

Bu sözü bekliyordu.

-İstemiyorsan gitmem.
-İstiyorsan git..

1 Ağustos 2012 Çarşamba

-yor'lu geçmiş zaman

-Bütün oyunlar bir şeyler için ve bir şeylere rağmen değil midir Zehra?
-Evet, kazanmak ve karşılığında bir şeyler kaybetmek...
-Nereye gidiyorsun?
-Çok yoruldum..