Vizyonumuz

"İnsanoğlu! Ben o kadar inanıyorum ki, isbat denilen her şeyi hakir görüyor ve kaybediyorum.
İnsanoğlu! İsbatımız yok, yalnız imanımız var. Allah'a inanıyorsan gel!"

[Aynadaki Yalan/Necip Fazıl Kısakürek]

30 Ocak 2013 Çarşamba

...içinden 10



- Lütfen, senden güzel bir şekilde rica ediyorum. Silahını at ve dizlerinin üstünde ellerini başında birleştir.
- Ben sadece Tanrı'ya diz çökerim. Ve şu anda onu burada göremiyorum.

Prison Break

28 Ocak 2013 Pazartesi

Yalnızlıklarımız..



"Yalnızlık, kürkçü dükkanıdır!"

Yalnız olarak doğup kalabalıklara kaçarız. 
Koşmayı öğrenip gidenin arkasından hoşçakalırız..
Konuşmayı öğrenip sevdiğimizi ölümüne susarız.. 
Öğrendiklerimiz eksiğimiz oluverir çıkar.. 

Ve yalnızlığımız.. Dönüp dolaşıp oraya doğru çekiliriz.. 

İnsanın ek almamış haline yalnızlık denir.. Aşk yapım eki, dostluk çekim ekidir.. Bir yere gitmek için geçtiğin sokaktaki kalabalık zarf-fiildir. 
Edatlarıyla, bağlaçları ve sıfatlarıyla insan hayatı bir cümleden ibarettir. 
Ve her cümle bir noktaya doğru gitmektedir..

Yalnızlığımız.. BELİRTİLEN ADRESTE KİMSE YAŞAMAMAKTADIR! ihtarıyla geri dönen mektup misali...

Bugün hangimiz daha yalnızız?

20 Ocak 2013 Pazar

Zehra'yı gördün mü?



İbrahim, yani ben.. Ne kadar çok insan var.. "Ne kadar çok insan var" diye düşünen ve düşünmeyen..

İbrahim benim adım. Bana deli diyorlar. Annem boşver sen insanları diyor. Annemi dinlersem annemi de boşvermek zorundayım. 
Deli miyim ben? "Nerem deli benim? Paçalarıma sıçramasın diye demirin oluklu yerine işemiyor muyum?"*

Zehra'yı kaybettim. Zehra olmayınca bütün insanlar, bütün varlıklar yalnızmış gibi geliyor. Dişçiler çok yalnız. Korsan CDciler çok yalnız. Kardan adamlar, bahçe hortumları, elektrik trafoları çok yalnız...
Herakleitos.. Yalnız.. "Yalnız olmayan tek şey yalnızlığın kendisidir."

Zehra... Kaybettim... Gördünüz mü?

*Yusuf Atılgan / Aylak Adam

virgül ve sonrası..


, gene bir cehennem var yastığımda,
gel artık...

[Ahmed Arif]

Öyküler ve Kahramanları..



...
Son bir bahaneye sarıldı dudakları. Söyleyebileceği son bir nedene:
- Gidemezsin, çünkü sen, benim hayallerimde yarattığım bir öykü kahramanısın. Ben kağıda ayrılık yazmadıkça..
Sustu. Denizde balıklar, gökte yıldızlar sustu..
Yalnızca gülümsedi Zehra. Ufacık, basit ama ağır bir gülümseme. Bir cümle, gözlerinden dudaklarına döküldü yalnız..
- Sen öyle san!..
...
Kalemi kağıtların arasına bırakıp, arkasına yaslandı. 
Öykü burada bitiyordu fakat eksik bir şeyler var gibiydi. Kalemi son kez eline alıp, yazdığı bütün yazılara yaptığı gibi, sayfanın bir köşesine adını yazdı, ışığı söndürdü..
"Zehra"

19 Ocak 2013 Cumartesi

Bir Zâyie Şiirsel Uzaklaşımlar..



Perşembe. Halil öldü. Soğuk. Halil soğuk öldü. Cenazesine yürüyerek gittim. Uzaktı. Cenazede 97 adam vardı. 97 susan adam vardı. 96sının elini sıktım. Biri babamdı.. 
Cenazede bana yemek verdiler, çay uzattılar. Kalabalıkta çay içmem dedim. Al dediler. Aldırdılar. 
Cenazede çay karıştırdım. İnsanlar bana baktılar. Tespihim vardı. Sıkılmıştı. Cebimde kendi kendini çekiyordu. 
Kırmızı bir sandalye vardı, ortadaydı. O da benim gibi yalnızdı. Gidip üzerine oturdum. 97 adam vardı. Biri bana baktı. Biri babamdı.. 
Herkes susuyordu. Sandalye de susuyordu. Herkes sandalyede susuyordu. En çok ben susuyordum. Herkes beni dinliyordu. 
Halil öldü. 97 adam geldiler. Oturdular, sustular. Halil varken bu kadar yoktular. Halil yokken kalabalık oldular..

12 Ocak 2013 Cumartesi



...
yeniden başlamaklarla geçiyor ömrümüz
iyimserliklerimizi duvarlara çarpıyorlar
...

attilâ ilhan

10 Ocak 2013 Perşembe

Bir Kışın Bir Aşka Aykırılığı..



kar mevsimi..
haziranda kar yağsa pek zevk almazdım
bir kızın elini tutmaktan..

ama
artık bir işlevi var el tutuşmanın
halay çekmekten başka..

aşk karın doyurmuyor
içimizi ısıtmadığı gibi..
oysa bir simit bunun ikisini de 
yapabilirdi şimdi..

sevgili dediğin
kar topu atmaktan başka
bir işe yaramaz kış gelince..
öyle ki vuramayınca
o işe de yaramaz..

sobalar..
onlar aşkların en güzeline
layıklar..
üzerinde çay suyu kaynadıkça
başka bir aşk
yok
başka bir mevsime kadar..

Zehra'yı gördün mü?



İbrahim benim adım. Dışarısı "dışarısı soğuk" denildiğinde tahmin edilenden daha soğuk. Zehra'yı kaybettim.

Elim cebimde olduğu zaman kendimi daha güvende hissediyorum. İyi ki pantolonların cepleri var.

Kış geldi mi biz hep böyle yaparız. Yazı hayal ederiz. Yazın da, yazı hayal ettiğimiz zamanları hayal ederiz. Hayal kurmadan yaşanmıyor. 

Ben İbrahim. Zehra'yı kaybettim. O da benim üşüdüğümü üşüyüp, benim gibi tutmadan içiyordur sigarasını şimdi. 
"Defterine bak. Ben orada olurum." demişti giderken. Altını üstüne getirdim defterimin. 

Zehra böyledir işte. Bazen yalan söyler. Yalanlarından tanırsınız onu. Oralarda mı? Zehra'yı gördünüz mü?

Diğerleri..



Sokak lambaları..
Onların kocamın ışıkları var..
Zaman soğukta buz tutmuş..
Ne yana baksan durmuş adımlar..
Daha atılmamışlar..
...
Adımlar..
Hep en uzağa atılmaya çabalanan..
Gelirken küçük, giderken büyük adımlar..
...
Kalabalıklar..
Onların kocaman yalnızlıkları var..
Bir yalnızlık, beş yalnızlık, dokuz yalnızlık...
Yalnızlıklar..
...
Saatler birbirinin kopyası..
Akrep yıllardır gece yarısı..
Takvimler..
Yaprakları hep aynı renk..
Ve sayılar..
Tek tek büyüyen
Ama bir anda küçülen sayılar..
...
Hayatlar..
Birbiri olmaya özenen..
Ama git gide birbirinden uzaklaşan hayatlar..
Bir çocuğun mızıkası,
Bir adamın -sanki adamı o yaşlandırmış gibi duran- ihtiyar bastonu,
Bir kadının siyah kunduralı adımları..
...
Yaşamak..
Bir yengecin ileriye gitmek için
Yüzünü yana dönmesi..

9 Ocak 2013 Çarşamba

Bir Şiir Denemesi..



haydi elimi tut yoksa üşürüz
şimdi ne güzel olurdu
bir yolun bitmesi

adımlar büyür, atkılar karışır
otobüs dolar
vapurlar sevgilim, sen yoksan da var

eşzamanlı bunalımlar tasarlanmışlar
bir düğmesi olmalı yaşamanın
                      ısındı mı kapatılmalı
ve artık renkli yayınlanmalı rüyalar

ben bir uykuya uyuyorum sevgilim ve 
platonik dilekler tutuyorum yıldız kayınca 

ve aşk sevgilim
çengel bulmacada iki numaralı halkanın
sana denk gelmesi

7 Ocak 2013 Pazartesi

Bir Mektuptan..



...
Fotoğraf makinesi hayalleri, gençliğin olgunluğa bağlandığı evrede bulanık bir kafa, olmayan arkadaşların, onların yerine var olan kocaman yoklukları...


Michael Dudok de Wit / Father and Daughter 
2001 Oscar / En İyi Kısa Film