Vizyonumuz

"İnsanoğlu! Ben o kadar inanıyorum ki, isbat denilen her şeyi hakir görüyor ve kaybediyorum.
İnsanoğlu! İsbatımız yok, yalnız imanımız var. Allah'a inanıyorsan gel!"

[Aynadaki Yalan/Necip Fazıl Kısakürek]

17 Aralık 2013 Salı

3 Aralık 2013 Salı

-yor'lu geçmiş zaman

- İnsanın içinden otobüsler kalkar mı Zehra? İçimden, içinde olmadığım otobüsler kalkıyor..
- ...
- İnsanın herkesi gider mi Zehra?
-...
- Hiç kimse gelmeyecekler mi?

2 Aralık 2013 Pazartesi

Yönelik..



Ordaki Kadın..
Ne yapalım bir yanımız Turgut Uyar'sa..
..........
Diyorum ki; ne yapmalı?
Diyorum ki; gitmeli...

Herkesin bir başkası olarak kendileştiği bu yerlerden, herkesin kendisi olarak başkalaştığı bir yerlere gidelim..
Radyoda Hamiyet Yüceses çıkınca kanalın değiştirilmediği bir yerlere gidelim, Ordaki Kadın..

Takvimden bir yaprak kopar, dolabın fişini çek, bahçenin kapısını kilitle..
Şiir kitaplarını diğer kitaplardan ayır.. 
Biz yolumuzu yitirelim, yolumuz bizi bulsun..
..........
Ah! Şimdi şu sessiz gecemde bana:
-Turgut, kalk gidelim.- diyen bir dost olmalı.
..........
Şimdi otobüs gelir biner gideriz
Dönmeyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç


...
bu gece dağ başları kadar yalnızım
...

attilâ ilhan

1 Aralık 2013 Pazar

O..



... Sen ben yok, yalnızca O var diyor ya üstâd.. Sen dediğim de O, ben dediğim de... Biz de O, Siz de... Dağlar taşlar da O, ekmekler kuşlar da... O şu anda oturmuş O'nunla, O'nu O'na yazıyor... Dışlamayın beni, yoksaymayın. En içte ben varım, iç benim içimde. En var ben varım, var benim içimde.

Eyûb'un yarası da bendim, Musa'nın asâsı da... Yusuf'un kuyusu, Yunus'un balığı, Nuh'un gemisi de tûfanı da bendim. Ben kurtardım onu benden. İsa'nın çarmıhı bendim, İbrahim'in rüyası ben... Bana uyudu, beni gördü, bana uyandı o. Kurban et! dedim, kurban edecekti. Etme! dedim. Onu kurban etme, al bunu kurban et... Kurban da bendim...

Adem'e elmayı yeme dedim. Yedi. Elma bendim. Affet dedi, Affettim. Af da bendim. Şeytana, Adem'e secde etmesini emrettiğimde, secde bendim. Kibretti, kapanmadı secdeye. Kibir de, yüzüne kapanan kapı da, ceza da, insan oğlunu azdırması için verilen mühlet de... Hepsi bendim, hepsi benden idi...

Şefaât edin, iman edin, zikredin, şükredin, merhamet edin, fikredin... Ben buradayım... 

Bir güzel görüp de gönlünüz titrediğinde gelen şevk benim...
Korktuğunuzda ruhunuzu dalgalandıran rüzgâr benim... 
Öfkeniz, zulmünüz, kahrınız benim...
Ben sizim, siz benim...

Bir kuyu bu yahu.. Eğiliyoruz eğiliyoruz eğiliyoruz... Işık arıyoruz velhasıl.. Gördüğümüz yine biziz.. 
Biz O'yuz, O da biziz...

27 Kasım 2013 Çarşamba

Son'a ve Bahar'a Uzaklaşırken..



Diyeceksin ki;
-Hoşgeldin.
Diyeceğim ki;
-Hoşbulduk.

Hoşbulduk Ordaki Kadın. Yağmurlar asfaltı dövüyor sokakta. Sen burada yalnızlığını besliyorsun. Sokak lambaları aç köpekleri aydınlatıyor. Gece vardiyasında çöpçüler...
Birkaç fahişe ekmek parası peşinde. 

Ordaki Kadın.. Hoşbuldum. Sefa getirdim sana. Ayazın parçaladığı eller getirdim. Attilâ İlhan'dan satırlar getirdim. Turgut Uyar'dan noktalar getirdim. Ahmed Arif'ten çığlıklar getirdim. 

Ateşin var mı? Bir bulutta tutuşmuş kibritin var mı, Ordaki Kadın? Yüreğinin yangını sigaramı yakar mı? Dışarıda ağaçlar soyunup yatağa giriyor. Mevsim hazan mı ne? Yoksa, burada bahar mı?

31 Ekim 2013 Perşembe



...
yalnızlığı da dene oldu olacak
...

Attilâ İlhan

Sevemedim ''Kara Gözlüm''



''Ben deniz kokan bir kız sevmiştim; sen parfüm kokuyorsun...''
[Kadir İnanır / Kara gözlüm]

''Ne tuhaf, insan bir yandan kazanırken, başka bir taraftan kaybediyor. Her acı bir sevincin bedeli galiba.''
[Türkân Şoray / Kara Gözlüm]

70li yıllar Yeşilçam'ın en şatafatlı dönemidir belki de. İnsanları canhıraş gerçek aşkın varlığına inandırmaya çalışılır. Ve belki de, başarılır da..

Kadir İnanır ilk başrol deneyimiyle sahneye çıkar, Türkân Şoray Belkıs Özener'in sesiyle Orhan Gencebay'ın Uşşak Makamındaki Sevemedim Karagözlüm şarkısını söyler ve artık aşka inanmamak gibi bir lüksümüz kalmaz.. Üstelik bir de öğüt verir izleyicilere:

''Her şeye sahip olmak isteyen, elindekini de kaybediyor..''

1970 yapımı Kara Gözlüm filmi de tıpkı diğer birçok başarılı film gibi Atıf Yılmaz imzalı. 

Atıf Yılmaz'ı, Kadir İnanır ve Türkân Şoray'ı, Orhan Gencebay'ı aynı filmin çatısı altında görmek heyecanlandırıyor insanı..

...içinden 12



- Ofsayt nedir bilir misin sen? İşte o benim!

[ Sadri Alışık / Şaka İle Karışık ]

4 Ekim 2013 Cuma

Sen Beyaz Bir Kadınsın



asıl büyük sarhoş benim
uzaktaki
ben ki tek damla şarap içmedim
ekmeğin beyaz zeytinin siyah
olduğunu biliyorum
asıl büyük sarhoş benim
uzaktaki
benim kusturucu sarhoşluğum
yoksulluğum

yüzüme bakmasan da
yağmura düşürsen de gözlerini
gözlerime bakmasan da ne kadar
o kadar aydınlığın gökyüzüme uzanıyor
uykularımda nefesinin sıcaklığı
o kadar
hangi akşam kapımı çalan sen değilsin
sen değil misin gizli bir kıvılcım gibi
gözbebeklerimde duran
umutsuzlandığım her akşam
senin rüzgarın almıyor mu
uğultulu yorgunluğumu
yoksulluğun eşiğine kapaklandığım zaman
ellerimden sımsıkı tutmuyor mu senin
iyimserliğin

ben bu tezgahı kurdumsa senin için kurdum
senin için dokuduğum basma ve pazen
denizin yeşilinden süzdüğüm balık
göğün mavisinden çaldığım kuş
senin için
felsefe okudumsa
iktisat okudumsa geceyarıları
boğazım kurumuş içim bir kalabalık
sıcacık mısralar okudumsa yunus'dan
senin için okudum
geceyarıları

sen beyaz bir kadınsın
uzaktaki
gözlerin aklımdan çıkmıyor
sen beyaz bir kadınsın
karanlıkları dinleyen
uzaktaki
sarmaşıkları duyuyor musun rüzgârda
yorgun başını
üşümüş yastığına koyuyor musun
uyuyor musun

Attilâ İlhan

3 Ekim 2013 Perşembe

Bir Şiirden..



Bir sona başlıyorum..
Bir sondan başlıyorum..

Gazetenin orta sayfalarını sevmiyorum mesela..
Çayın son yudumunu sevmiyorum..

Fatmayı sevsem yeter gibi geliyor..
Fatma gelmiyor gelmiyor..

27 Eylül 2013 Cuma

Eylül bitmeden..


[ 27 Eylül 2013 Tarihli ''Fatmayla'' yazımın son kısmı.. ]


- Eylül bitmeden bir ayrılığa başlamamız lazım Fatma. İçimizdeki acıya bir isim bulmamız lazım. Bütün özlenmiş, gelmemişlere; olmalıymış ama olmamışlara; 3:45 trenlerine; gece yarısı sokağın başında çakmağı titreterek yaktığın sigaralara; yüreğinin orta yerine kızgın bir demir gibi saplanan şarkılara küfretmemiz lazım. Gidip tozlu bir rafta bir kitabın içinde paslı bir şiir olalım Fatma. Eylül bitmeden bir daha ayrılalım..

16 Eylül 2013 Pazartesi

...içinden 11



- İnsana gururunu unutturan duygular da var Fatma.

[ Türkân Şoray / Dert Bende ]

15 Eylül 2013 Pazar

virgül ve sonrası..



,Sana en muhtaç olduğum şu anda gel..
Yaşamak olsan da gel, ölüm olsan da gel..

[ Ümit Yaşar Oğuzcan ]



Gayda Değer Bir Şey..


[ 14 Eylül 2013 Tarihli ''Fatmayla'' yazımın başlangıç kısmı.. ]


Bir gayda sesi sağ kulağımdan girip omuriliğime ulaşıyor. 

- Naber Fatma?
- Gayda değer bir şey yok.

Tam şu anda 1934 yılında Elmer Keith ve Phillip Sharpe'ın tasarladığı ilk .357 Magnum tabanca bende olsa, Fatmanın kafasına sıkardım. 
6 Şubat 1804'te Richard Trevithick'in yaptığı ilk tren bende olsa Fatmanın üzerine sürerdim. 
Amerikalılar 6 Ağustos 1945 yılında Hiroşima'ya attıkları atom bombasından bir tane de Fatma için saklamamışlar mıdır acaba?

12 Eylül 2013 Perşembe

Sevilebilmekler..


[ 12 Eylül 2013 Tarihli ''Fatmayla'' yazımın son kısmı.. ]


- Sigara versene bana da.
- Peki sen ne vereceksin karşılığında?
- Ne istiyorsun ki?
- Gülebiliyorsun. Benim gülecek bir şeyim yok mesela. Dingin bir hayatın ve geleceğe yönelik umutların var. Onlardan ver sen de. Hayatında güzel bir şeyler bulabilirsin. Sevebilir hatta sevilebilirsin bile. Beni kimse sevmez bu saatten sonra. Sevilebilmeklerinden ver bana. Karşılık beklemeden ne veriyorlarsa sana, onlardan ver. Bulunduğun durumdan daha boktan bir duruma sokmayan şarkılardan, unutamadıklarını daha da unutamadıklaştırmayan şiirlerden bir parça belki. Her şeyi bırakıp gidebildiğin yerlerden ver. Ben hiçbir şeyi bırakıp gidemiyorum. Bırakıp gidilecek bir şeylerin vardır senin. Peki ya dostluklar? Elini uzattığında elini uzatmayan dostları istemezsin hayatında. Ben onlara bile razıyım. Yoruldum lan Fatma. Yorulmadıklarından bir parça ver. Sonra al bütün sigaralarımı.





...
aykırı bir yolcuyum dünya geniş
...

attilâ ilhan

Bir Yazıdan..


[ 12.09.2013 Tarihli '' Fatmayla'' yazımdan.. ]


- İçimin uçurtmalarını uçuran çocuklar öldü Fatma..

11 Eylül 2013 Çarşamba

Sadece Bir İnsan..



[ 11 Eylül 2013Tarihli '' Fatmayla'' yazımın son kısmı.. ]


Hayatım, elde etmek istemediğim şeyleri hayal etmekle geçiyor. Olmasını istemediğim şeylerin olmasını istiyorum. Tanrı (varsa eğer) bana daima sürprizler yapsın istiyorum. Mutluluktan mutluluk duymuyorum artık. Daha da garibi, üzülmem gereken hiçbir şeye üzülesim gelmiyor. Evet, kader... Böyle olması gerekiyordu. Garip değil mi? Kaderimde, ''Kaderimde'' diye başlayan bu cümleyi yazmak varmış.

Yardım istiyorum. Tanrı ,varsa, yardım etsin bana. Sonsuz kudret sahibi madem, bırakmasın beni. Talep dilekçesini hangi departmana bırakıyoruz acaba?

- Beni anlayabiliyor musun Fatma?
- herhangi bir insandan seni anlamasını beklemen haksızlık değil mi sence de?
- Kimse benimle aynı görüşte olma zorunda değil Fatma. Kimseden beni anlamasını beklemiyorum. Bana hak vermesini... Fakat ne bekliyorum insanlardan? İnsanların yapabileceğine mutlu edebilir beni?
- Sen çok zor bir insansın..
- Ben sadece bir insanım Fatma..

13 Ağustos 2013 Salı

Zehra'yı gördün mü?


Ben İbrahim. Simetri ve az biraz akıl hastasıyım. Sigara aromalı çay üzerinde çalışıyorum. Zehra'yı kaybettim. Tarihin ilki olan, şeytanın itibarını kaybetmesinin ardından binlerce yıldır herkes bir şeylerini kaybediyor. Ben her şeyimi kaybettim. Belediye anons yaptı. ''Bulanların insanlık namına...'' dediler. HÜKÜMSÜZDÜR! yazdılar. Para ödülü mü koyalım? Getireni ihya ederiz mi diyelim? Kimse bilmiyor mu yerini? Zehra'yı görmediniz mi?

11 Ağustos 2013 Pazar

Cebr-il Fatma..



Sen X ol fatma. Bir bilinmeyenli denklemlerde bilinmeyen sen ol. Biz gece gündüz seni arayalım. Bir şeylerin kökünü alalım, bir şeylere değer verelim. Toplayalım, çıkaralım. Her yerde, her eşittirin ardında, her paydanın altında arayalım seni. X ol fatma sen. Eşitliğin iki tarafındaki Y'ler gitsin sen gitme. Bilmeyelim, bilinmeyen ol. Karşı tarafa atalım, negatif ol. Parantez içine alalım seni, üşüme. Kök içine alalım, yağmur yağmasın yeşil eşarbına. Kareni alalım, küpünü alalım, karenin karesini alalım, çoğal çoğal çoğal... Ama hiç gitme. Hep bu sayfada kal...

15 Nisan 2013 Pazartesi

deneme üzerine bir deneme..

"Benim dostluklarla yitirilecek vaktim yoktur."
- Marcel Proust -


Üstat Salâh Birsel'in Kurutulmuş Felsefe Bahçesi kitabında karşılaşılmış bir söz..
Aynı denemede usta yazarımız der ki: "Nedir, kendinize ille de bir dost bulmak isterseniz onu kitaplar arasında aramalısınız. Her şeyden, herkesten vefasızlık gelir, kitaplardan gelmez."

Yeryüzündeki herkes ömrünün bir döneminde kendisine kanlı canlı bir dost edinmiştir. Ve -illa ki- o dosttan bir şeyler beklemiştir. Ve yine illa ki ömrünün bir döneminde beklediğini bulamamıştır. 

Yapmayın. Birisinden, bir insanoğlundan bir şey beklemeyin. Çünkü bu kaybetmenin en kolay yoludur. 

Hayat dersi verilecek yaşta mıyım bilinmez.. Ama yine ne varsa kitaplarda gibi sanki.. En azından Salâh Birsel ile aynı görüşteyiz..

6 Nisan 2013 Cumartesi

...üzerine 6



Eğer Yusuf Atılgan kitabı okuyorsanız şunu en baştan bilmeniz gerekir:
Artık bambaşka bir dünyadasınızdır.
Bu içinde bulunduğunuz dünya o kadar canlıdır ki gerçek dünya o kitabın içindekiymiş gibi hissedersiniz.

Biraz tekdüzelik, biraz dram ve mizah.. Bir aylağın kendi dünyasında kıyamete yaklaşması..

"...
Bunca lüzumsuz eşya vardı da, neden en gereken, bir sigara küllüğü yoktu. Kadınlar da böyleydi. Dünyada gereğinden çok kadın vardı ama, yalnız bir teki yoktu.
...
"
Kendi dünyanızdan yeni bir dünyaya giriş.. Çok uzak değil..

30 Ocak 2013 Çarşamba

...içinden 10



- Lütfen, senden güzel bir şekilde rica ediyorum. Silahını at ve dizlerinin üstünde ellerini başında birleştir.
- Ben sadece Tanrı'ya diz çökerim. Ve şu anda onu burada göremiyorum.

Prison Break

28 Ocak 2013 Pazartesi

Yalnızlıklarımız..



"Yalnızlık, kürkçü dükkanıdır!"

Yalnız olarak doğup kalabalıklara kaçarız. 
Koşmayı öğrenip gidenin arkasından hoşçakalırız..
Konuşmayı öğrenip sevdiğimizi ölümüne susarız.. 
Öğrendiklerimiz eksiğimiz oluverir çıkar.. 

Ve yalnızlığımız.. Dönüp dolaşıp oraya doğru çekiliriz.. 

İnsanın ek almamış haline yalnızlık denir.. Aşk yapım eki, dostluk çekim ekidir.. Bir yere gitmek için geçtiğin sokaktaki kalabalık zarf-fiildir. 
Edatlarıyla, bağlaçları ve sıfatlarıyla insan hayatı bir cümleden ibarettir. 
Ve her cümle bir noktaya doğru gitmektedir..

Yalnızlığımız.. BELİRTİLEN ADRESTE KİMSE YAŞAMAMAKTADIR! ihtarıyla geri dönen mektup misali...

Bugün hangimiz daha yalnızız?

20 Ocak 2013 Pazar

Zehra'yı gördün mü?



İbrahim, yani ben.. Ne kadar çok insan var.. "Ne kadar çok insan var" diye düşünen ve düşünmeyen..

İbrahim benim adım. Bana deli diyorlar. Annem boşver sen insanları diyor. Annemi dinlersem annemi de boşvermek zorundayım. 
Deli miyim ben? "Nerem deli benim? Paçalarıma sıçramasın diye demirin oluklu yerine işemiyor muyum?"*

Zehra'yı kaybettim. Zehra olmayınca bütün insanlar, bütün varlıklar yalnızmış gibi geliyor. Dişçiler çok yalnız. Korsan CDciler çok yalnız. Kardan adamlar, bahçe hortumları, elektrik trafoları çok yalnız...
Herakleitos.. Yalnız.. "Yalnız olmayan tek şey yalnızlığın kendisidir."

Zehra... Kaybettim... Gördünüz mü?

*Yusuf Atılgan / Aylak Adam

virgül ve sonrası..


, gene bir cehennem var yastığımda,
gel artık...

[Ahmed Arif]

Öyküler ve Kahramanları..



...
Son bir bahaneye sarıldı dudakları. Söyleyebileceği son bir nedene:
- Gidemezsin, çünkü sen, benim hayallerimde yarattığım bir öykü kahramanısın. Ben kağıda ayrılık yazmadıkça..
Sustu. Denizde balıklar, gökte yıldızlar sustu..
Yalnızca gülümsedi Zehra. Ufacık, basit ama ağır bir gülümseme. Bir cümle, gözlerinden dudaklarına döküldü yalnız..
- Sen öyle san!..
...
Kalemi kağıtların arasına bırakıp, arkasına yaslandı. 
Öykü burada bitiyordu fakat eksik bir şeyler var gibiydi. Kalemi son kez eline alıp, yazdığı bütün yazılara yaptığı gibi, sayfanın bir köşesine adını yazdı, ışığı söndürdü..
"Zehra"

19 Ocak 2013 Cumartesi

Bir Zâyie Şiirsel Uzaklaşımlar..



Perşembe. Halil öldü. Soğuk. Halil soğuk öldü. Cenazesine yürüyerek gittim. Uzaktı. Cenazede 97 adam vardı. 97 susan adam vardı. 96sının elini sıktım. Biri babamdı.. 
Cenazede bana yemek verdiler, çay uzattılar. Kalabalıkta çay içmem dedim. Al dediler. Aldırdılar. 
Cenazede çay karıştırdım. İnsanlar bana baktılar. Tespihim vardı. Sıkılmıştı. Cebimde kendi kendini çekiyordu. 
Kırmızı bir sandalye vardı, ortadaydı. O da benim gibi yalnızdı. Gidip üzerine oturdum. 97 adam vardı. Biri bana baktı. Biri babamdı.. 
Herkes susuyordu. Sandalye de susuyordu. Herkes sandalyede susuyordu. En çok ben susuyordum. Herkes beni dinliyordu. 
Halil öldü. 97 adam geldiler. Oturdular, sustular. Halil varken bu kadar yoktular. Halil yokken kalabalık oldular..

12 Ocak 2013 Cumartesi



...
yeniden başlamaklarla geçiyor ömrümüz
iyimserliklerimizi duvarlara çarpıyorlar
...

attilâ ilhan

10 Ocak 2013 Perşembe

Bir Kışın Bir Aşka Aykırılığı..



kar mevsimi..
haziranda kar yağsa pek zevk almazdım
bir kızın elini tutmaktan..

ama
artık bir işlevi var el tutuşmanın
halay çekmekten başka..

aşk karın doyurmuyor
içimizi ısıtmadığı gibi..
oysa bir simit bunun ikisini de 
yapabilirdi şimdi..

sevgili dediğin
kar topu atmaktan başka
bir işe yaramaz kış gelince..
öyle ki vuramayınca
o işe de yaramaz..

sobalar..
onlar aşkların en güzeline
layıklar..
üzerinde çay suyu kaynadıkça
başka bir aşk
yok
başka bir mevsime kadar..

Zehra'yı gördün mü?



İbrahim benim adım. Dışarısı "dışarısı soğuk" denildiğinde tahmin edilenden daha soğuk. Zehra'yı kaybettim.

Elim cebimde olduğu zaman kendimi daha güvende hissediyorum. İyi ki pantolonların cepleri var.

Kış geldi mi biz hep böyle yaparız. Yazı hayal ederiz. Yazın da, yazı hayal ettiğimiz zamanları hayal ederiz. Hayal kurmadan yaşanmıyor. 

Ben İbrahim. Zehra'yı kaybettim. O da benim üşüdüğümü üşüyüp, benim gibi tutmadan içiyordur sigarasını şimdi. 
"Defterine bak. Ben orada olurum." demişti giderken. Altını üstüne getirdim defterimin. 

Zehra böyledir işte. Bazen yalan söyler. Yalanlarından tanırsınız onu. Oralarda mı? Zehra'yı gördünüz mü?

Diğerleri..



Sokak lambaları..
Onların kocamın ışıkları var..
Zaman soğukta buz tutmuş..
Ne yana baksan durmuş adımlar..
Daha atılmamışlar..
...
Adımlar..
Hep en uzağa atılmaya çabalanan..
Gelirken küçük, giderken büyük adımlar..
...
Kalabalıklar..
Onların kocaman yalnızlıkları var..
Bir yalnızlık, beş yalnızlık, dokuz yalnızlık...
Yalnızlıklar..
...
Saatler birbirinin kopyası..
Akrep yıllardır gece yarısı..
Takvimler..
Yaprakları hep aynı renk..
Ve sayılar..
Tek tek büyüyen
Ama bir anda küçülen sayılar..
...
Hayatlar..
Birbiri olmaya özenen..
Ama git gide birbirinden uzaklaşan hayatlar..
Bir çocuğun mızıkası,
Bir adamın -sanki adamı o yaşlandırmış gibi duran- ihtiyar bastonu,
Bir kadının siyah kunduralı adımları..
...
Yaşamak..
Bir yengecin ileriye gitmek için
Yüzünü yana dönmesi..

9 Ocak 2013 Çarşamba

Bir Şiir Denemesi..



haydi elimi tut yoksa üşürüz
şimdi ne güzel olurdu
bir yolun bitmesi

adımlar büyür, atkılar karışır
otobüs dolar
vapurlar sevgilim, sen yoksan da var

eşzamanlı bunalımlar tasarlanmışlar
bir düğmesi olmalı yaşamanın
                      ısındı mı kapatılmalı
ve artık renkli yayınlanmalı rüyalar

ben bir uykuya uyuyorum sevgilim ve 
platonik dilekler tutuyorum yıldız kayınca 

ve aşk sevgilim
çengel bulmacada iki numaralı halkanın
sana denk gelmesi

7 Ocak 2013 Pazartesi

Bir Mektuptan..



...
Fotoğraf makinesi hayalleri, gençliğin olgunluğa bağlandığı evrede bulanık bir kafa, olmayan arkadaşların, onların yerine var olan kocaman yoklukları...


Michael Dudok de Wit / Father and Daughter 
2001 Oscar / En İyi Kısa Film