Vizyonumuz

"İnsanoğlu! Ben o kadar inanıyorum ki, isbat denilen her şeyi hakir görüyor ve kaybediyorum.
İnsanoğlu! İsbatımız yok, yalnız imanımız var. Allah'a inanıyorsan gel!"

[Aynadaki Yalan/Necip Fazıl Kısakürek]

30 Aralık 2012 Pazar

Bir Şiirden..



herkes bir şeyler biliyor ölüme dair..
fatma senin gözlerin çok güzel..

hadi sıraya gir de yemek alalım..

28 Aralık 2012 Cuma

Bir Öykü Denemesi..



"Bu kadar güzel bir gecem, böyle bir günüm hiç olmamıştı, sağol."
Fatma Girik / Menekşe Gözler

"Şarkılardaki kız bir kayboldu mu bir daha bulunmuyor."
Sadri Alışık / Menekşe Gözler 

Sulu sepken... Havanın kararsız kalması... Karanlık kollarını açmış üzerimize doğru geliyor. Üzerimiz.. Kaldırımın ortasında bir kaç genç ve yarım sigaramla ben.. Garip.. Sanki hep yarım sigara içiyormuşum gibi...

Bir film geliyor aklıma ayaküstü; bir sigara yakıyor Sadri Alışık. Ve film boyunca o sigarayı tutuyor elinde.

Bir film.. Tanrının yazdığı senaryo.. Ona kader diyoruz biz..

Gençler.. Bir kişi eksik.. miş..

Ve eksikler dolana kadar ona eksik denmiyor..
...
- Ne haber?
- Hayırdır Fatma, geç kaldın?
- Her şeye geç kalırım zaten..

27 Aralık 2012 Perşembe

Özlemi beklerken..



mavi yeterince mavidir. bazen, her şey geriye kalır. emine, bahar gel artık. bu beş cümle (parantezin içindekiler de dahil olmak üzere) o an için, daha doğrusu şu an için, kısacası bütün işaret sıfatları ânı için, aklıma gelen ilk beş cümledir.
...
evet, bu satırları yazdığım için kendimi garip hissetmem gerekiyor. ama hayat için, hayata dair, hayat hakkında kurulabilecek  en garip ve en uzun cümle, hayat bu kadar enteresan ve bu kadar kısayken (evet, hayattan bahsederken asla kısa sıfatını kullanmadan susmamalısın) ne kadar gereksiz ve sönük kalacak fark ettin mi?
...
sorulmadık (evet, sorulduk binlerce sorunun içindeki) milyonlarca cümlenin varlığını yok sayıp "siz hiç sabunluyken ağladınız mı?" sorusunu sorması Cemal Abinin... tesadüf kabul edilmesi çok güç bir tesadüf müdür sizce de? haydi verilmemiş milyarlarca cevabın içinden bir cevap bulun ve verin bana..
...
bazen (asla her zaman değil) aklına bir şeyin (hiçbir zaman her şeyin değil) getirdikleridir (asla eli boş gelmez) aşk...
...
bu beş metin (parantezin içindekiler de dahil olmak üzere) öylesine diye nitelendirilmesi gereken ama "emeğe saygı" sloganı altında "edebi metin" adını alan, zamansız (zamanın varlığından asla söz edemezsin) karalamalardır. teşekkürler müjgân..

25 Aralık 2012 Salı

Zehra'yı gördün mü?



İbrahim benim adım. Perşembe günleri mavi atkımı takıyorum. Zehra'yı kaybettim.
Önceleri gelecek sandım ama gelmedi.
O benim en iyi arkadaşım. Utandığı zaman burnunun ucu kızarıyor.

İbrahim ben. Parmağımı elma soyarken kestim. Ben genelde elma soyarım. Ayıp der annem. Elmayı soyarak yemenin neresi ayıp?

Zehra'yı kaybettim. Bana en çok elmayı o alırdı. O en çok elmayı bana alırdı. Elmayı o bana en çok alırdı. El onyu ene ban çolurdu.
pardon. Zehra'yı gördünüz mü?


...
mevsimidir
         nedense ölmeye heveslenir insan
...

attilâ ilhan

...içinden 9



...
Ama genç kadın şuna kuvvetle inanıyor;
Ruhlarımız çok yalnız... Çünkü bedenlerimiz var!
...

Bekle Beni Gelmeyeceğim / Haşmet BABAOĞLU

-yor'lu geçmiş zaman

-Trenin sesi...
-Zehra, yorulduğumu hissediyorum bazen biliyor musun?
-Kaybetmelerden mi?
-Kaybolmalardan...

virgül ve sonrası..



, hayat kısa,
kuşlar uçuyor.

[Cemal Süreya]

18 Aralık 2012 Salı

Yalın Düşler Bulvarı..



Bulvar kalabalık..
Nasıl anlatmalı bilinmez..
Söyleyecek sözü olmadığı için susan, kalacak yeri olmadığı için giden, bekleyeni olmadığı için bekleyen insanlar...

Kim bilir, belki yaşamak, bir bulvarın biçimsiz kalabalığında kendini aramaktır..
Ölene dek..

sisler bulvarı'nda öleceğim
sol kasığımdan vuracaklar
bulvar durağında düşeceğim
gözlüklerim kırılacaklar

14 Aralık 2012 Cuma

Zehra'yı gördün mü?



Ben İbrahim. Bu da benim tükenmez kalemim. Ona Kalem Bey diyorum. Gülüyor. Bütün dertlerimi ona anlatıyorum. İnsanlarla konuşamıyorum çünkü onlar beni deli zannediyor. 
Zehra'yı kaybettim. Kalem Beyle -bakın yine güldü- çok aradık Zehra'yı. Bizim sokağın başındaki elma ağacına bile sorduk hatta. Görmemiş. ''Ama haberim olursa mutlaka ararım'' dedi. Güldük.
Birisi bizimle dalga geçerse biz mutlaka güleriz. 
''Deli misiniz siz?'' dedi elma ağacı, ''ağaçlar konuşur mu hiç?''
Şaşırdık. Birisi bize deli derse biz mutlaka şaşırırız. 
Nerden çıkarırlar böyle şeyleri ki?

...içinden 8




- Komik geldiğini biliyorum ama belki onca kötü şey iyi bir yere çıkar.

[ Jim Carrey / Yes Man ]

Bir Öyküden..



- Şşşt! Özür dileme. Her özür, ardında onlarca özürle beraber gelir. Bir kere özür diledin mi, haklı olduğun yerde bile özür dilemek ihtiyacı duyarsın.

virgül ve sonrası..



, artık öyle açık ki kuşkuya yer yok
kim gelirse gelsin acıya hep yer vardır.

[Turgut Uyar]

...içinden 7



...
Hayat kuyruklarla dolu, postanede, metroya binmek için, bir kızın senden önce gelen erkeklerden kurtulması için... Bugün ne için kuyruğa girdin?
...

LAZZARO, DIŞARI ÇIK / Andrea G. PINKETTS

2 Aralık 2012 Pazar



...
çünkü ayrılık da sevdaya dahil
çünkü ayrılanlar hala sevgili
...

attilâ ilhan

30 Kasım 2012 Cuma

-yor'lu geçmiş zaman

- Hava kapalı. Yağmur yağacak gibi..
- Şu büyük bulutu görüyor musun, gemiye benzeyen hani. Saatleridir dönüp duruyor tepemizde.
- Bulutların, gökyüzünden başka gidecek yeri mi var Zehra?

24 Kasım 2012 Cumartesi

Zehra'yı gördün mü?



İbrahim ben.. Gece, üşüyen yıldızları içeri almakla görevliyim. Bunu sadece ben yapabilirmişim. Annem öyle diyor..

"Anne, yorulduğum zaman bana yardım eder misin?" diyorum, "çocuklar yorulmaz" diyor. Çocuk olduğuma mı üzüleyim, yoksa yorulmaz olduğuma mı sevineyim bilmiyorum..

Ben İbrahim.. Zehra'yı kaybettim. Onu en son gördüğümde terliklerini çıkarıyordu. Benim terliklerim yok. Zehra da yok.. 

- Anne terliklerimi gördün mü?
- Senin terliklerin yok ki.
- Zehrayı?

Annem, "Zehra hiç olmadı" diyor. Zehra'yı kaybetmediğime mi sevineyim, yoksa hiç bulamadığıma mı üzüleyim bilmiyorum..

Sarı Gelin..




bir gün.. hayatın bir yerinde.. bir ezgiyle karşılaşmak..

22 Kasım 2012 Perşembe

Sen Beni Öpersen Belki Fransız Olurum



sen beni öpersen belki de ben fransız olurum
şehre inerim bir sinema yağmura çalar
otomobil icad olunur, zarifoğlu ölür
dünyadaki tüm zenciler kırk yaşından büyüktür

-senegalliler dahil değil

sen beni öpersen belki de bulvarlar iltihablanır
çağdaş coğrafyalarda üretir cesetlerini siyaset bilimi
o vakit bir sufiyi darplarla gebertebilirsin
hayat bir yanıyla güzeldir canım, sen de güzelsin

-yoksa seni rahatsız mı ettim?

sen beni öpersen belki de aşkımız pratik karşılık bulur
ne ikna edici bir intihar girişimidir şimdi göz göze gelmek
elbette ata binmek gibidir seni sevmek sevgilim
elbette gayet rasyoneldir attan atlamak

-freud diye bir şey yoktur.

sen beni öpersen belki de ben gangsterleşirim
belki de şair olurum seni de aldırırım yanıma
bilesin; göğsümde hangi yöne açmış tek gülsün
yani ya bu eller öpülür, ya sen öldürülürsün

-haydi iç de çay koyayım.

Ah Muhsin ÜNLÜ

10 Kasım 2012 Cumartesi

Diğerleri..



Zehra yok. Zehra ışığı açsın. Zehra çayımı karıştırsın. Zehra el kaldırsın. Zehra selam versin. Zehra ıslık çalsın. Zehra gözlerini kapatsın. Zehra aklından bir sayı tutsun. Zehra tuttuğu sayıyı denize atsın.

Zehra yok. Zehra gelsin. Zehra kapıyı çalsın. Zehra "kim o?" desin. Zehra kapıyı açsın. Zehra hoşgelsin. Zehra hoşbulsun. Zehra içeriye buyursun.

Zehra yok. Zehra olsun. Zehra deniz olsun. Zehra sayı olsun. Zehra çay kaşığı olsun. Zehra kapı zili olsun. Zehra haziran olsun. Zehra perşembe olsun.

Zehra yok. Zehra olsun.
Yok.. Olsun..

...

- Kapıyı çaldım ama açan olmadı. Nasılsın?
- İyidir Zehra. Senden?
- Kaç gündür yoktum.
- Olsun..

4 Kasım 2012 Pazar

Zehra'ya Dair..



bir kadeh zehra doldur ibrahim
dilimiz damağımız ıslansın
herkes kafayı bulsun
ben zehrayı bulayım

in cin top oynuyor ibrahim
3 gol atana 1 gol bedava veriyorlar
ıslandın mı düşüyorsun ibrahim
düştün mü üşüyorsun
boşları topla dolulardan koy
bir daha açılmayacak yaz cama

tadımız tuzumuz kalmadı
kaldırıver de gidelim ibrahim
bell(k)i zehra da gelmeyecek
benim yalnızlığım herkese yeter
herkes sen ol
herkese benden çay koy ibrahim

1 Kasım 2012 Perşembe

Bir Firariye Şiirsel Uzaklaşımlar..



fatmalar gelirse ışıklar yanar
ışıklar sönerse fatmalar kaçar

şubat kalabalıktı zira, fakat hepsi sığmadı otobüse. hem omuzlarımıza yağmıyor yağmur. ancak ceketlerimize yağıyor. ceketlerimizin omuzları yaşlanıyor, yaşlanıyor, yaşlanıyor...

fatmalar susarsa ocağı söndür
ocaklar sönerse fatmalar kaçar

uğur böceklerinin üzerine basmaktır en büyük şanssızlık. zira bir cinayettir en şahsi yaklaşımlar. ve en pratik ölüm tarzı, bir çift göze yönelik, platonik bir aşktır...

fatmalar üşürse ceketimi ver
ceketimi giyerse fatmalar kaçar

kan gövdeyi götürür. gövde kanın zaten dışında...

bir mızıkanın sokağın başında kaybolmasıdır, üşümesine sebep şairin...

keza ne söylesem az, ayrılığa dair...

fatmalar kaçarsa şiir yazarım
ben şiir yazarsam fatmalar kaçar

22 Ekim 2012 Pazartesi

-tayız..



ben zaten bir türkan şoray'ı severim canhıraş, bir de sigara içerken sadri alışık'ı..
iki beden büyük efkarı biri bok var gibi cebimizde taşımaktayız..

bütün harfler yalnızlık kelimesinin bir elemanı. bütün şarkılar maziden gönlümüze kalkan trenin yolcusu. çaylar soğur, nakaratlar unutulur. bütün anahtarlar hep kapının ağzında kaybolur.
ya yanlış yaşıyoruz sevdamızı, ya da kendimizi bir sevda yaşadığımıza inandırmaktayız..

ağzı bozuk bir oğlan, bakkal çırağı. sakız kabuklarında yengeç burcu kızlar. aldığımız bütün biletler geç kalınmış bir otobüse yönelik. dünyaya kaçak binmiş bir yolcu gibiyiz. o koltuktan diğerine savrulmaktayız..

sular mı kesildi yoksa şekerimiz mi yok? kafayı mumla arasa gene de bulamayız. radyonun sesini kıs zehra, halının kırışığını düzelt. bir deniz kenarı, martılar gene beyaz. sen yolcu ol, gemiler gitsin, ben liman olayım.
gün bitmekte, mavi uyumakta, akşamdan sabaha varılmaktayız..

...
sevmek için geç ölmek için erken
...

attilâ ilhan

20 Ekim 2012 Cumartesi

Diğerleri..



sazımızı çalalım, susayalım, bayramlaşalım..
üç beş kitap karıştırıp kendimizi bulalım..
elmalar düşerler, kirlenirler, yıkayalım ibrahim..
belki birisi yer, çekimini bulur..
yer başkası, yıllarca uyur, masal olur..
ben yerim belki, kafayı bulur..
[ki gördüğün gibi, bazı elmalı cümleler ibrahim
                         çekim hatası olur..]

türkan şoray filmi vardır şimdi, aç, bakalım..
bir kadir inanır, iki biz aşık olalım..
bir türkan şoray gitsin, üç biz kalalım ibrahim

her şeyi elimize yüzümüze, dilimize dişimize, kalbimize bulaştırdık..
işte bu yüzden hep kaybediyoruz..

fatmayı uyandır da şiir yazalım ibrahim..

19 Ekim 2012 Cuma

...içinden 6



''Sevgi neydi? Sevgi iyilikti, dostluktu.. Sevgi emekti..''

[ Türkan Şoray / Selvi Boylum Al Yazmalım ]

13 Ekim 2012 Cumartesi

Olabilen Olurlar..



Bütün ateşlere cürmiyetlerden bahsetmek sevgili -ki "cürmiyet" tamamen benim uydurmam-
Ha seni sevmişim, ha kaymaya ramak kala bir yıldızı -ki kalan ramak benim kaymama mı yoksa yıldızın kaymasına mı muallak teşkili-
Benim ayaklarım büyük seninkinden öyleyse sev beni.. Bilmediğimiz şiirlere gideriz. Ölümden öte köylere gideriz. Ne bileyim, okeyde çifte gideriz. Ayaküstü yaşarız sevdamızı. Giderayak severiz birbirimizi. İlla ki ayaklarımız olur işin içinde anlayacağın.
İkindi çiçeklerini diker, sabaha kadar açmasını bekleriz. Tükenmez kalemlerle -illa ki mavi- isimlerimizi yazarız birbirimizin kalbine. Sağ elim senin olsun, sol elim gene senin. Gözlerimin önünde dur ki koşarken de seni seçebileyim..
Sen yoksan, bütün dolmuşlara gecikeyim. Kırkikindiler yağsın sigaramın üzerine. Reçelime kurt düşsün. Çayım salondaki halıya dökülsün. "Eşşek sıpası!" desin annem bana. Sıpa bensem eşşeğin kim olduğu hususunda çıkmaza düşeyim. Düşüp dişimi düşüreyim. Mumla arasam bulamayayım. Mecnun olayım çöllere düşüp. Aşık-ı sadık men olayım, Fuzuli'nin ancak adı olsun. Olursa bir şikayet ölümden olsun.
Sen olmayınca sevgili, olabilen bütün olurlar olmaz olsun..

...içinden 5



...
Adı Adam. Baba adı yok. İsa'dan 1990 yıl sonra, Tanrı artık hiçbir kadından çocuk yapmıyor; babasız çocuklar ve bakire analar da artık mucize sayılmıyor.
...
Oya BAYDAR / Elveda Alyoşa

12 Ekim 2012 Cuma

Benden Söylemesi..



Seni unutmaya söz veremem. Ama radyonun sesini kısabilirim. İkimiz de tek şeker içiyorduk çayı, nasıl ayrıldık anlamadım.
Kapıcı ekmeği fazla bırakıyor gittin gideli. Bana fazla geliyor ya da ne bileyim. Sen eksik olunca ben bana fazla gelmeye başladım. Sobayı fazla yakıyorum, sofraya çatalı fazla koyuyorum. Balığı fazla kızartıyorum. Ya sen gel geri sevgilim, ya da balığını göndereyim sana.
Gidişin Azrail'in cenaze davetiyesi; "Cenaze töreninde sizi de aramızda görmesek olmaz!"
Senin gitmen, ağustosun kışa transferi.
29 kupona harita veriyor gazete. Haritaya bakıyorum da sen yoksun iyi mi!?
Senin gidişin Akdeniz'den Kıbrıs'ın gitmesi gibi. Türkiye'den gitmesi gibi Konya'nın.
Giderek doğuyormuş kimisi. Kimisi ölerek gidiyormuş. Gilerek dölenler bile varmış.
Aklın baştan gitmesi senin gitmen.
Göçüntü yörelerin, çöküntü yörelere göçökmesi senin gitmen.
Tamam, bulaşığı yıkarım. Kapının ağzına da koyarım terliğini.
Git, gitmek bedava. 15 taksite 34 maksipuan -ki 1 taksite kaç maksipuan tekamül eder Allah bilir.-
Git, sen bilirsin.
Ama unutur muyum? Unutmam. Benden söylemesi..

Not: Metinde herhangi bir yazım yanlışı yoktur!

11 Ekim 2012 Perşembe

An Gelir..



Attilâ İlhan olmak..
Bir solukta yaşamaktı dünyayı..
Bir ihtiyarın gözünden geleceğe..
Bir bebeğin gözünden geçmişe bakmaktı..

Bildiniz mi?
"bahçe kazasının kaman köyünden
cebber oğlu mehemmed'in hikayesini"
"üçüncü şahsın şiiri" yazıldı bir zaman
Okudunuz mu?
Bir "yağmur kaçağı" geçti sokaktan
Gördünüz mü?

Attilâ İlhan olmak..
Mecburiyetlerin, yasak sevişmeklerin, sevdaya dahil ayrılıkların, sisler bulvarının, duvarların, cinayet saatlerinin, mahur bestelerin, görülmemiş sevmelerin orta yerinde.. bir yolcu abbas olmak..

"görülmez bir mezarlıktır zaman
             şairler dolaşır saf saf 
                        tenhalarında şiir söyleyerek
                                    kim duysa / korkudan ölür

-tahrip gücü yüksek-
            saatlı bir bombadır patlar
                       an gelir
                                attilâ ilhan ölür"

"elde var hüzün"

Tam 7 yıl önce bugün.. Kendi deyişiyle "şiire meraklı, kısa boylu, miyop çocuk"
Ustamız, çalkantılı dönemlerin, durulmaz yürekli şairi..
Attilâ İlhan..

Saygı ve Minnetle Anıyoruz..

9 Ekim 2012 Salı

Ekim..



Ekim.. Her şey inadına koyu yeşil.. İnsanlar üşümeye eğilimli.. Yağmur yağdı yağacak..
"nereden çıktı bu hayalet otobüs" Tam da ayrılık mevsimi iyi mi? 

Bir çiftin birer çift ayak sesi.. Bana yaklaştıkça birbirinden uzaklaşıyorlar.. Karanlıkta her şey iç içe.. Sonbahar ağaçları birbirine sokulmuş.. Korkusunu yenecek bir şeyler arıyor herkes..

El ele bir çiftin soluk soluğa kalmış sevgisi.. Birinin yeşil gözleri, diğerinin tıraşlı suratına değiyor.. 
Ekim..
Herkes birbirini terk ediyor..

- Fatma..
- ...
- Fatma, beni bırakma olur mu?
- Olur..

3 Ekim 2012 Çarşamba

Son Bahar..




Hüzünlü bir şarkının nakaratı gibi geliyor insana sonbahar..
Dünya denen yaşlı adamın yasa bürünüşü gibi..
Bir soğuk duman sigara artığı..
Buruşturulup atılmış elektrik faturası..
Geç kalınmış bir trenin rayların üzerinden kayışı..
Eylül mü desem ekim mi dilimizde kekremsi bir tat..
Hoşgeldin mi desem elveda mı avucumuz şafağa doğru..

24 Eylül 2012 Pazartesi

Bir Şiir Denemesi..



ben şiir okurken genelde öksürürüm
bağcıkları çözsem ayaklarıma
kara sular iner
hele bir terlik giysem değmeyin
kafiyeme
ben aliterasyon yapıyorum bazen
babam aferin oğluma diyor
ben babamı en çok eve elma
alınca seviyorum
satır sonlarına koyuyorum onları
[hayır babamları değil, elmaları]
kırmızı cinaslarım oluyor
bizim mahallede herkes
ferdayı seviyor
muratı berbere vermiş babası
ferdayı en çok seven o
beni terlikle görünce gülüyor
ferda
gülüyor *
geliyor
kalıyor
duyuyor

redifleri saymazsak
kafiye mafiye yok



*Bu kısımdan sonraki dizeler Ah Muhsin Ünlü'nün Opus mang mu provaları-1 şiirine nazireten yazılmıştır.

22 Eylül 2012 Cumartesi

...içinden 4


-Bir soru sorabilir miyim?
-Tabi ki...
-Neden dövüşmek istiyorsun?
-Çünkü dans edemiyorum.

[ Talia Shire-Slyvester Stallone / Rocky Balboa ]

12 Eylül 2012 Çarşamba

Bir Şiir Denemesi..



biz ferda ismini çok seviyoruz
bütün insanlara ferda diye sesleniyoruz
hatta
adamlara deyince ayıp oluyor
en çok yeşil gözlülere ferda diyoruz
onlar da bize gülümsüyorlar
karşıdan karşıya geçiyoruz
ferdalar karşımızdan karşıya geçiyor
biz ferdalarla karşı-laşıyoruz
topuklu ferda, bastonlu ferda, şemsiyeli
ferda
dişçi ferda, emekli ferda, anarşist
ferda
naneli sakızını tükürüyor ferda
biz üzerine basıyoruz
sigarasını yere atıyor ferda
biz üzerine basıyoruz
su birikintisinden atlıyor ferda
malum
biz onun da üzerine basıyoruz
siyah gözlük takınca tanımıyor bizi
ferda
oysa biz onu
eylülde bile
tanıyoruz

Bir Öykü Denemesi..



-Ferda olacak. Kızın adı Ferda olacak anlıyor musun? Fatma öyle istiyor madem...
Bir çocuğa, yeni doğmuş bir bebeğe isim koymak gibi bir şey bu.

''Ben ezan okumayı bilmem.'' dedi soldaki genç.

Orada bir tek genç vardı zaten.

''Kolay'' dedi ''tekbir getir önce.''

Defterin orta yerini açmış bunları yazıyordu kızıl kalemle. Kızıl kalemle, kızıl kalemle, kızıl kalemle...

Yeni yetme bir türkücü Mektebin Bacalarını söylüyordu.

''Kirpiğin kaşına da değdiği zaman...''

İçeriye bir kız girdi falan...
Zaten bütün kızlar içeriye girmez mi öykünün bir yerinde?

-Ferda olsun mu senin adın?
-Yazel* olsa olmaz mı?
-Kaç satır sonra gideceksin?

Birbirlerinin yüzlerine baktılar uzun uzun.

-Beş...
-O zaman doldururum ben de satırın her yerini. Boş yer bırakmam hiç. Ne kadar çok kalırsan o kadar çok severim seni. Gitme, gidince çayın soğuyor. Kapı cereyan yapıyor, boşver gitme. Kapıcı gelecek, çöpü soracak. Çöpü vereyim gitsin, sen gitme. Sen modayı sevmezsin, gitmek moda, gitme. Radyonun sesini açarım, mürekkep biter kalemi değiştiririm, kahveyi sade seversin, ben de severim söz..
Ama gitme.. Gidersen.. Eylüle dönerim..

*Yazel: Sıcak rüzgar'mış.

8 Eylül 2012 Cumartesi

...içinden 3


Yaşamak dediğin üç beş kısa mutlu andan ibaret..

[Sezen Aksu / Yanmışım Sönmüşüm Ben]

...içinden 2



-Bir gün bütün bunlar sona erecek. O zaman birer içki içeriz diyecektim..

[Liam Neeson / Schindler's List]

27 Ağustos 2012 Pazartesi

7. adımla nasıl berabersem



hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların
bir dakika bile çıkmıyorsun aklımdan
koşar gibi yürüyüşün
karanlıkta bir ışık gibi aydınlık gülüşün

hacet yok hatırlatması seni hatıraların
uzak uzak yıldızlarla çevrilmiş kâinatın
karanlık boşluklarında akıp giderken zaman

adımla nasıl berabersem öyle beraberiz
seninle her saat seninle her dakika seninle her saniye
gönlümüz mutluluğa inanmış olmanın gururuyla rahat
koltuğumuzun altında birer dinamit gibi kellemiz
ve sonra her zaman her ölümlüye
aynı şartlar altında kısmet olmayan
gerçekleri görmenin aydınlığı alınlarımızda

hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların
sen bana kalbim kadar elim kadar yakınsın

Attilâ İLHAN

25 Ağustos 2012 Cumartesi

Bir Öykü Denemesi..



"Yüzüme bakmıyorsun. Ne oldu? Fakir kızın rüyası bitti mi?"
Türkan Şoray / Ateş Parçası

"İnsanca yaşamaya, dostluğa, sevgiye ihtiyacım var. Ne olur yardım edin bana!"
Kartal Tibet / Ateş Parçası


-Çiçekler bana mı? 
diye sordu. Cevap vermesem de olurmuş gibi...
-Cevap vermesem olur mu? 
diye sordum. Cevap vermese de olurdu.

Sinema gişesinin önünde, üç beş gençle birlikte üşüyorduk. Türkan Şoray'la buluşacaktık birazdan içeride. Yanında Kartal Tibet de olacaktı. 

-Keşke matine alsaydım bileti. Gündüz bu kadar soğuk değildi.

Zehra, yanımda çığlık çığlığa susuyordu. Sağ koluma girmiş sol kolunu çekip saatine baktı. Bana gösterdi. Ben de baktım. 
Filmin başlamasına 4 gün vardı. Ama biz o filme gelmeyecektik. Hatta bugünden sonra bir daha hiç sinemaya gitmeyecektik. 

-Geçelim mi artık içeriye?
-Biz üşüdük diye filmi erken başlatırlar mı dersin?
-Hayır ama film başlamasa da kaloriferler yanıyordur.

Zehra bir adım attı içeriye. Sonra bir tane daha... Gençleri yalnız bırakıyorduk. 
...
-Bu kadın çok güzel farkında mısın?
-Sarışın olan mı?
-Hayır, Türkan Şoray'ı diyorum.

18 Ağustos 2012 Cumartesi

...üzerine 5

Bu İşte Bir Yalnızlık Var



Bazı kitaplar vardır hani.. Acaba içinde ne var diyerek açılan hediye kutuları gibi içinden asla ne çıkacağı bilinmeyen..
Hala okunmamış milyonlarca kitap var..
Asla okunmayacak binlerce kitap..
Okunan raflarca kitap var..
Bir kere.. Anlaşılmayacak bir şey yok..
Ama bu kitap bittiğinde, ikinci defaya başlıyor olarak buluyor insan kendini..

Müziğin, bir müzisyenin hayata tutunma çabalarının, bir erkeğin zayıf ve güçlü yanlarının, bir kadının terk edilme acısının, gizli kalmış aşkların, yarım kalmış bestelerin, hayallerin, mutluluk arayışlarının romanı bu. Ve elbette yalnızlığın...

Tuna Kiremitçi hepimizi bu yalnızlığa davet ediyor..


14 Ağustos 2012 Salı

Git-me..



-Gidiyormuş.
-Biliyorum. Hayat alacaklarını almış, O da gitsin.
-Birazdan Mehmet gelecek çantasını almaya.
-Hep ondan mı bahsedeceğiz?
-Bilmem, gözlerin ondan bahsetmemi istiyor gibi.

Uzun bir sessizlik ayrılığın çok yakın olduğunu hissettiriyordu herkese. Bu sessizliği bozdu, beklenen zil sesi.

-Hoşgeldin?
-Hoşbulduk.
-Mehmet gelecek diye biliyordum.
-Ben gelmek istedim.
-İçerde...

-Fuat!

Camdan dışarı bakarken arkasına dönüp gelen sese bakmak istemedi.

-Her şeyin geç kaldığını, sana geç kaldığımı biliyorum ama en azından vedalaşalım.

Fuat dönüp baktı.

-Gitmek zorunda mısın?

Bu sözü bekliyordu.

-İstemiyorsan gitmem.
-İstiyorsan git..

1 Ağustos 2012 Çarşamba

-yor'lu geçmiş zaman

-Bütün oyunlar bir şeyler için ve bir şeylere rağmen değil midir Zehra?
-Evet, kazanmak ve karşılığında bir şeyler kaybetmek...
-Nereye gidiyorsun?
-Çok yoruldum..

28 Temmuz 2012 Cumartesi

18 Temmuz 2012 Çarşamba

Yalın Düşler Bulvarı..


Garip bir oyundur hayat..
Herkesin kaybedeceğini bile bile oynadığı..
Kazandım sanmalardan oluşan..
Herkesin bir yerlerden bir yerlere gittiği..
Herkesin terkettiği birilerini..

Kazandım zannedilenlerin teker teker kaybedildiği..

sisler bulvarı'nda seni kaybettim
sokak lambaları öksürüyordu
yukarıda bulutlar yürüyordu
terkedilmiş bir çocuk gibiydim

Kaybetmeler.. bir şehirde.. bir savaşta.. ya da bir bulvarda..
ama hep bir zaferin getirdiği..

Senden geriye..




Her şey o kadar ters gidiyordu ki, artık kaybedecek hiçbir şeyimiz kalmamış da veresiye yaşıyormuşuz gibi hissediyorduk.
Tam 4 gün oldu Zehra gideli. 4 koca gün... 4 uzun 24 saat..
...
-Gidiyor musun?
-Evet...
-Gitme... Gideceğin yerleri buraya getireyim. Ya da beni de al yanına. Beraber gidelim nereye gideceksen.
...
Uzun uzun baktım arkasından. Tren karanlığın içine girene kadar baktım. Boşlukta, önce çizgi sonra nokta oldu. Kaybolup gitti sonra. Sanki hiç olmamış, sanki bir daha hiç olmayacakmış gibi söndü.. Kimi götürdü yanında, geride kaç kişi kaldı bilmiyorum.
Ama Zehra, hiç olmadığı kadar yoktu artık yanımda..
...
-Kaçta trenin?
-3.45 te
-3.45 i hiç unutmayacağım biliyorsun değil mi? Her gece tam o vakitte tüm dünyayı uğurlayacağım peşin sıra. Tâ ki, kendimden başka uğurlayacak bir şeyim kalmayana kadar.
...
Mavi bir bavul... İçinde benim olan hiçbir şey... Bütün şiirlerini ezbere bildiği bir katabın içine karaladığım, iki kısa cümle belki...


Yıldızları topla Zehra.. Uyanacağız..

Birkaç hoyrat fotoğraf.. Bir ıslık, o şarkının hatırlayabildiğim kadarından..


iklim değişir, Akdeniz olur.. gülümse..
...
-Kitaplarını aldın mı?
-Birini..
-Geriye kalanlar ne olacak? Senden geriye kalanlar ne yapacak Zehra? Senden geriye ne yapacağız?

13 Temmuz 2012 Cuma

Ay Karanlık..



Maviye
Maviye çalar gözlerin
Yangın mavisine
Rüzgarda asi
Körsem
Senden gayrısına yoksam
Bozuksam
Can benim, düş benim
Ellere nesi?
Hadi gel
Ay karanlık...

İtten aç
Yılandan çıplak
Vurgun ve bela
Gelip durmuşsam kapına
Var mı ki doymazlığım?
İlle de ille
Sevmelerim
Sevmelerim gibisi?
Oturmuş yazıcılar
Fermanım yazar
N'olur gel
Ay karanlık...

Dört yanım puşt zulası
Dost yüzlü
Dost gülücüklü
Cıgaramdan yanar
Alnım öperler
Suskun, hayın, çıyansı
Dört yanım puşt zulası
Dönerim dönerim çıkmaz
En leylim gecede ölesim tutmuş
Etme gel
Ay karanlık...

Ahmed ARİF



10 Temmuz 2012 Salı

Zehra'yı gördün mü?



Orta yaşlı bir hemşirenin şehvetli sesi duyuldu hoparlörden. Başhekim Mustafa beyi 402 numaralı odaya davet ediyordu.
Kim bilir ne vardı odada. Beyaz örtülü, karşılıklı oturanların birbirlerine seslerini  duyurabilmek için bağırmak zorunda kalacakları kadar uzun bir masa, tam ortada ışıl ışıl iki mum, köşede, Vivaldi konçertosunu hatırladığı kadarıyla çalmaya çalışan kemancı...
İbrahim ben...Deli değil, akıl hastası yazıyordu hastanenin duvarında. Bahçede düşünerek donup kalmış adam da Dante'ymiş galiba. Ben Zehra'yı kaybettim. Sordum kimse de görmemiş.
Bu sabah yeni bir hasta getirdiler yanımdaki yatağa. Kitap okuyor şimdi.
-Sonunda, adam ölüyor, o kitabın. Diğer sonunda da kadın ölüyor. İki kere bitmiş hikaye. Şu Tolstoy alem adam doğrusu.
-Deli misin birader?
-Deli değil, akıl hastası... Zehra'yı gördün mü?


''... Yevgeni Irtenyev o zamanlar akıl hastası idiyse, bütün insanlar akıl hastasıdır; ama en ağır akıl hastası olanlar; kendilerinde farkına varmadıkları akıl hastalığı belirtilerini başkalarında görmek isteyenlerdir...''
L. N. Tolstoy / ŞEYTAN

6 Temmuz 2012 Cuma

...içinden 1



...
Hep o hikaye yüzünden. Ama ne önemi vardı artık? Herkesin öyle bir hikayesi yok muydu? Başlayıp da bitiremediği. Çünkü kimsenin dinlemediği... İçine atmak, diye bir şey varken, anlatmaya ne gerek vardı?
...

Hakan GÜNDAY / AZ  

1 Temmuz 2012 Pazar

Oyun..



bir, iki, üç, dört, beş, altı...

hadi gidin, saklanın, kaybolun, yok olun..
çünkü oyunun kuralı budur..

Gitmek ve Kalmak üzerine..



bir yol ayrımı sürükleyen bizi kendine..
bir şiirin diğerine benzeşmesi..
yalnızlığa, ayrılığa, korkuya bırakması her şeyin yerini..




''Sana gitme demeyeceğim'' i Özdemir Asaf'ın..

''beni koyup koyup gitme ne olursun'' diyesi Attila İlhan'ın..

ve giderse bir şeyler bir yerlerden..
sen gidersen mesela..

''Sen gidersen her şey gider
Sesin gider, sesim düşer
Sen gidersen ey sevgili
Ben biterim şiir biter...''

23 Haziran 2012 Cumartesi

Yalın Düşler Bulvarı..



Karanlık üzerimize üzerimize geliyor..
Bir şehri hayal ediyoruz; uzak ve zamansız..
Gökyüzü okyanusa devrilmiş gibi..
Acıımızı unutmuşuz..
Zaten en kolayıdır unutmak..
En kolayının unutmak olduğunu zannetmek ya da..

"sisler bulvarına akşam çökmüştü
omuzlarımıza çoktan çökmüştü"
kabullenmiştik, adamakıllı yalnızdık
"kesik birer kol gibi yalnızdık"


Çünkü,
...zaten en kolayı...
...zannetmekti...
...yalnızlığı..

18 Haziran 2012 Pazartesi

25 Mayıs 2012 Cuma

Diğerleri..

Siz hiç eski bir şiirde kendinizi buldunuz mu?



Kalabalık bir kitap gibi hayat.. Soluk soluğa çevrilişleri sayfaların..
Her şeyin satır satır başkalaşması..
Bir ayraç konur, nerde kalındıysa ordan başlanır..
Nerde kalındıysa..
Kalındıysa..
Nerde..

Siz hiç eski bir şiir oldunuz mu?

zamandır -bir gemi- mavilerde tükenir
ve 
gerisi hep aynı boşluk..

- Geçen günkü kitabı bitirdim..
- Zaman ne kadar çabuk geçiyor değil mi Zehra.? 

15 Mayıs 2012 Salı

...üzerine 4







Durup duruken girersiniz sahafa.. Sanki yıllardır yapmanız gereken şey buymuş gibi..
Önce diğer raflarda oyalanırsınız biraz.. Ama yavaş yavaş kendine çekiyordur sizi..
Adım adım yaklaşırsınız ona.. Ve gözünüz değdiği anda tanırsınız..
''İşte bu..'' dersiniz, ''bu kitabı istiyorum..''
İncecik bedeniyle elinizdedir artık..

Bir yazının sürekli olarak kendini yazdırdığı bir süreçtir bu artık. Seneler geçer, geride kalan onca sözcüğe karşın nerede olduğunuzu bir türlü kestiremezsiniz. Ama sonuç ne olursa olsun, yaşadıklarınızın tümü bir özleme tutsaklıktır, bunu çok iyi bilirsiniz. 'Parantez kapanır', bir nokta konur. Yaşam oncasına insan için, olanca hızı ve umursamazlığıyla devam etmektedir...


Bir Şehre Gidememek

Mario LEVİ, gidemediğiniz bir şehirden dönüş biletini sunuyor size..
İşte her şey bundan ibaret..